VERGI CEZALARINDA AF GEREGI

25.04.2017 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1048 görüntülenme YAZDIR

VERGI CEZALARINDA AF GEREGI

Dünya Gazetesi / 25.4.2017

2002 yilinda çok kapsamli “Vergi Barisi” adi altinda çikartilan af kanunundan bu yana, bu kanunla birlikte vergi mevzuatimizda ve ceza sistemimizde gerekli düzenleme ve iyilestirmeler yapilmadigi için, affi doguran sebepler oldugu gibi devam etmektedir. 

Mevzuatimizdaki gri alanlarin çoklugu, eskiyen vergi mevzuatinda gerekli reformlarin yapilamamis olmasi, vergi idaresinin anlayisindaki ani görüs degisiklikleri, yargi kararlarindaki istikrarsizlik, denetim standartlarinin olmayisi, mükelleflerin ekonomik sikintilarla ödeme güçlügü içine düsmeleri ve daha birçok sebep, sürekli af ihtiyacini veya yapilandirma adli ödeme kolayligi ihtiyacini dogurmaktadir.

Nitekim 2002’den bu yana, af, baris, özel uzlasma, yapilandirma ve benzeri adlarla pek çok “kolaylik” kanunu çikartilmistir. Bu kanunlarla hep idari para cezalari kaldirilarak affa ugrarken, Vergi Usul Kanununun 359. maddesi ile hürriyeti baglayici ceza ile yaptirimlanmasi öngörülen filler sürekli görmezden gelinmistir.

Oysa bu madde uyarinca yargilanan pek çok mükellef vardir. 2015 yilinda Türk Ceza Kanunu disindaki özel kanunlarda yer alan ceza düzenlemeleri uyarinca açilmis ve karara baglanmis dosya sayilari içerisinde Vergi Usul Kanununa muhalefet suçuna dayali olanlar 4. sirada (23.702 dosya) gelmektedir. Yine 2015 yilinda Vergi Usul Kanununa muhalefet etmek suçlamasiyla ceza mahkemelerinde 23.781 ceza davasi açilmistir. Yine ayni yil ceza mahkemelerince verilen kararlara bakildiginda Vergi Usul Kanununa muhalefet dolayisiyla 19.610 mahkûmiyet, 3.175 hükmün açiklanmasinin geri birakilmasi karari verilmistir.

Bu rakamlar, vergi ceza hukukunda sorunlar oldugunu açikça göstermektedir. Bu kadar çok dava açilmasinin ve davalarda mahkûmiyet oraninin yariyi bile bulmamasinin çok çesitli nedenleri vardir. Bunlarin basinda Idarenin yeterli inceleme yapmadan ve suçu yeterince delillendirmeden suç duyurusunda bulunmasi gelmektedir. Idari anlayista, girislerinde sahte belge bulunan mükelleflerin bütün çikislari sahte kabul edilmekte, adresinde bulunmayan veya KDV hesaplari sürekli devreden KDV gösteren, defter ve belgesini ibraz etmeyen mükellefler kolaylikla sahte belge düzenleyicisi ilan edilmekte, bu sekildeki mükelleflerden belge alanlarin tümü ise sahte belge kullanicisi ilan edilmektedir. Defterlerini ve belgelerini ibraz etmesine ragmen sadece çok az sayida belgesini bulup ibraz edemeyenler ibraz etmeme fiilinden yargilanmakta, hakli ek süre talepleri karsilanmayanlar (örnegin muhasebecisi beyin kanamasi geçirdigi için hastahanede olan mükellef gibi)  hakkinda suç duyurusunda bulunulmaktadir.

Öte yandan Vergi Usul Kanununun hürriyeti baglayici cezayi gerektiren fiillerinin sayildigi 359. maddesinde,  sahte veya yaniltici belge kullananlarda bilme kosulunun aranmamasi, fiil neticesinde vergi ziyai meydana gelmis olmasi kosulunun suçun olusumu için gerekli olmamasi da haksiz sonuçlara yol açmaktadir. Bunun disinda, ceza yargisinda fiilin vergi ziyaina yol açmis olmasinin aranmamasi nedeniyle, vergi yargisi ile ceza yargisi arasindaki bag kopmustur. Bu bagin kopmasi neticesinde, fiili dolayisiyla mükelleften istenen vergi ve idari para cezasi idari yargi tarafindan iptal edilmesine ragmen ceza mahkemesince mahkûm edilenlerin veya tam tersi, fiili vergi suçu olusturmadigi ceza mahkemesince kabul edilmesine ragmen kendisinden istenen vergi ve cezanin vergi yargisinca onandigi kisilerin sayisi gittikçe artmaktadir. Yargi kollari arasindaki çeliskili kararlarin nasil giderilecegine veya idarinin uyumu nasil tesis edecegine dair bir düzenlemenin Kanunda olmayisi da, baskaca adaletsizliklere yol açmaktadir. 

Kisacasi vergi ceza hukuku, bu gün içinden çikilmasi güç sorun ve adaletsizliklerle bogusmakta ve neticede binlerce kisinin bazen haksiz bazen gereksiz yere ceza mahkemelerinde yargilanmasina sebebiyet vermektedir. Açilan davalarda ise bizim gözlemimiz belirleyici olan, hukuk bilgisinden yoksun ve sadece inceleme elemani raporunu özetleyen muhasebe kökenli bilirkisiler olmaktadir. Gerçi bu tip Raporlara dayali Kararlar, Yargitay tarafindan bozulmaktaysa da, bu defa davanin uzamasi sebebiyle dava zamanasimina dogru gitmektedir.

Yaklasik 15 yildir çikmis af kanunlarinda hatirlanmayan 359. maddenin, hiç olmazsa bu defa hatirlanmasi, tasarisi Meclise sunulmus “Yeniden Yapilandirma Kanunu”na, 359. maddeye iliskin bir yapilandirma düzenlemesininde yasama sürecinde eklenmesi, pek çok adaletsiz ve haksiz sonucu ortadan kaldiracaktir.