VERGİ CEZA SİSTEMİ AKSAMAYA DEVAM EDİYOR

21.01.2020 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 84 görüntülenme YAZDIR

VERGİ CEZA SİSTEMİ AKSAMAYA DEVAM EDİYOR

Dr. A. Bumin Doğrusöz

Dünya gazetesi 21.1.2020

 

Pek fazla itibar görmese de ben ısrarla yazıyorum. Vergi Usul Kanunun ceza sistemi sorunludur, haksızlıklara yol açmaktadır. Hele hürriyeti bağlayıcı ceza ile yaptırımlanan düzenlemesinin mutlaka gözden geçirilmesi gerekmektedir. Haksızlıklara, gereksiz yargılanmalara yol açmaktadır. Bu konularda pek çok yazım var. 

          Yasal düzenlemelerin içerdiği sorunlara bir de uygulamada karşılaşılan sorunlar da eklenince, mükelleflerin karşılaştığı isyan ettirici haksızlıklar giderek çoğalmaktadır.

          Uygulamada atıf yoluyla hazırlanan raporlar, mükellefe tebliğ edilmeyen atıf yapılan raporlar, vergi tekniği raporlarının mükelleflerden gizlenmesi, yeterince delillendirilmeyen ve taraflar arası ilişkiyi irdelemeyen raporların sayısı giderek artmaktadır.

          Ancak bunlara bazen şaka gibi olaylar da eklenmektedir.

          Bunlardan birini yıllar önce yazmıştım. O olayda, inceleme elemanı mükelleften mükellefiyeti terk ettiği yılı izleyen yıla ilişkin defterinin ibrazını istemiş, daha sonra da ibraz etmeme dolayısıyla suç duyurusunda bulunmuş, mahkeme de kişiyi olmayan defterini ibraz etmemeden mahkûm etmiş idi. Neyse ki Yargıtay temyiz aşamasında durumu fark etmiş, “kişi artık mükellef değil ki, defteri olsun, olmayan defter nasıl ibraz edilir” diye kararı bozmuş ve kişi beraat etmişti.

          Yeni bir olayla daha karşılaştım. Bir benzin istasyonunu inceleyen inceleme elemanı, istasyonun alışlarının sorunlu olması, bir kısım alış faturalarının olmaması ve muhasebesinin düzensizliği dolayısıyla rapor yazıyor. Raporunda, “alışları olmadığına göre satışları da sahtedir” sonucuna varıyor ve buradan benzin alanların incelenmesini istiyor. Pek çok nakliyeci mükellefe “sahte belge kullanma” raporu yazılıyor. Yazılma gerekçesi, benzin istasyonu hakkında hazırlanmış rapor. Bu raporlarda nakliyeci ile istasyon arasındaki ilişki, ödeme şekli, nakliyecinin gittiği yol, taşıma irsaliyeleri, başkaca yakıt faturası olup olmadığı gibi konular tabii ki incelenmeksizin, ilk rapora atıfla nakliyecilere raporlar yazılıyor, suç duyurusunda bulunuluyor ve başlıyor ceza yargılamaları. Neyse benzin istasyonu sahipleri EPDK Raporları ile beraat ediyor. Ama nakliyecilerin davaları hala sürüyor.

Bir başka olay. Basına yansımış olay. Çünkü aralarında bazı sanatçılar da var. Bir muhasebeci, defterini tuttuğu kişilerden vergi dairesine yatıracağım diye paraları alıyor, sonra mükelleften habersiz defterlere sahte belgeler ekleyip, bu belge tutarlarına tekabül eden vergileri cebe indiriyor. Bu muhasebeci ile ilgili mükellefler savcılığa suç duyurusunda bulunuyor. Ama inceleme elemanı, “ceza davası suçu işleyen aleyhine açılır” mealindeki VUK 333/son hükmüne rağmen, sadece mükellef hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Neyse ki mükellef beraat etti.

Bir başka davada mükellef sahte belge düzenlemek amacıyla paravan şirket kurmakla suçlanıyor. Yıllarca yargılanıyor. Mükellef mahkemede, yok denilen makinelerinin varlığını, hem de bunların sigortalarının bile bulunduğunu, SGK’ya kayıtlı işçilerinin olduğunu, kiralık deposunun bulunduğunu, hem de yoklama tutanakları ile kanıtlıyor. Sonuç beraat. 

Yılarca süren yargılamalar, koybolan itibarlar, yitip giden ticari faaliyetler, kodlanmalar, sorumluluğu olmayan vergi müfettişliği kurumu, bir özür yazısı bile yazmayan denetim kurumu.

Her yılı bağımsız düşünülerek 12 ilâ 15 yıla varan cezalardan söz ediyorum.

Adalet Bakanlığının verilerine göre 2018 yılında 20.672 kişi hakkında VUK’a muhalefet suçlamasıyla dava açılmıştır. 2018’de aynı suçtan yargılanan sayısı ise 33.808’dir. Yine aynı yıl VUK’a muhalefet dolayısıyla verilen 39.204 karardan 22.348’i mahkûmiyet yönündedir. (2019 istatistikleri henüz açıklanmadığından 2018 verilerini aktardım).

Ben yine yazacağım, VUK’un ceza hükümlerini yeniden düzenlemenin, vergi kaybını bile aramayan vergi suçlarının, bilip bilmeden kullanma ayrımını gözetmeyen ceza hükümlerinin yeniden düzenlenmesinin,  uygulamalar ve içtihatlar ışığında ceza sistemini yeniden kurmanın, Kabahatler Kanunu ve Ceza Kanunu düzenlemelerine bakarak ilkeleri Kanuna yansıtmanın, bu arada da geçmişi temizleyerek bir beyaz sayfa açmanın gereği artık iyice ortaya çıkmış durumda.

Bu aktardığım olaylara “uygulama sorunu” deyip geçmek mümkün değil, çünkü bu uygulama sorunu yasal düzenlemenin yetersizliğinden kaynaklanıyor.

Bu arada vergi kabahatlerinin durumu da aksıyor. Pek çok haksız idari para cezası ortaya çıkıyor. Bu konu da gelecek yazımda.