DEĞERLİ KONUTLAR VERGİSİNİN BELİRSİZLİK DÜNYASINDA AÇIKLAMA BEKLENTİSİ

14.01.2020 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 539 görüntülenme YAZDIR

DEĞERLİ KONUTLAR VERGİSİNİN BELİRSİZLİK DÜNYASINDA AÇIKLAMA BEKLENTİSİ

Dr. A. Bumin DOĞRUSÖZ

Dünya Gazetesi 14.1.2020

Bilindiği gibi 7.12.2019 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 7194 sayılı “Dijital Hizmet Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile “değerli konutlar vergisi” ihdas edilmişti.

          Bu vergi ile Türkiye sınırları içindeki bina vergi değeri veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce (TKGM) belirlenen değeri beş milyon Türk Lirasını aşan mesken nitelikli taşınmazlar değerli konut vergisine tabi kılınmış ve TKGM değeri beş milyonu aşan konutları Genel Müdürlüğün web sayfasında ilan ederek ilgilisine de tebligat yapmıştır.

          Bu arada bu vergiye ilişkin düzenlemelerde değişikliğe gidileceği,  getirilen bu verginin yeniden düzenleneceği, konunun meclis gündemine tekrar geleceği ve hatta uygulamanın bir yıl ertelenebileceği açıklandı.      Bu açıklamanın hukuki bir izdüşümünün olmaması ve yaşamın yürürlükteki yasayla devam ediyor olması dolayısıyla TKGM tarafından kendisine tebligat yapılanlar bilinmezlik dünyasına sürüklendi. Şimdi bu bilinmezliklere, bilinenler ile yanıtlar arayacağım.

          Her şeyden önce tebligat 1 Ocak sonrası yapılanlar biraz daha rahat. Çünkü onlar için mükellefiyet 2021’de başlayacak. Yeni yıla kadar, nasılsa yeni bir düzenleme yapılacak. Ancak bu durumda olanların da mutlaka TKGM’ye itiraz etmesi ve aşağıda açıklayacağım sebeple dava açmalarında yarar var.

          2019’da emlâk vergisi değeri beş milyonu aşanlar ise kısmen rahat. Çünkü TKGM’ye itiraz aşamaları söz konusu değil. Bu grup için beyan ve vergilendirme Şubatta başlayacak. Şubata kadar bir düzenleme / erteleme nasıl olsa yapılır.

          2019 içerisinde tebligat yapılanlar ise en huzursuz kesim. Bu grupta yer alanlar doğal olarak TKGM’ye itiraz dilekçelerini verdiler. Ve bu gruptakiler için de vergilendirme aşaması Şubatta başlayacak. Ancak değer konusu halen açıkta.

          İtiraz edipte itirazları reddedilenler veya 60 gün içerisinde cevap verilmeyenler (ki 60 gün içinde cevap/ret dilekçesinin tebliğ edilmemesi talebin zımnen reddedildiği anlamını ifade etmektedir) 30 gün içerisinde dava açmak zorundadırlar. Bu dava değere karşı ve Ankara Vergi Mahkemesinde açılacaktır.  (Bu dava için Ankara’ya gitmeye gerek yok, bulunduğunuz ildeki vergi mahkemesine de dilekçe teslim edilerek dava açılabilir).

          Tabii ki, belirlenen değerin doğruluğunu düşünenlerin böyle bir dava ile uğraşmasına gerek yoktur.

          Şimdi diyeceksiniz ki, nasıl olsa bir yeni düzenleme yapılacaksa, değere karşı dava açmanın anlamı ne?

          Bu soruya yanıt verebilmek, yapılacak düzenlemenin içeriğini bilmeye bağlı. Torba yasa ile sadece verginin yürürlük tarihini gelecek yıla erteleyen ancak asıl düzenlemeyi yıl içine bırakan bir düzenleme, bu soruya yanıt vermek için yeterli olmaz.

          İleride yapılacak asıl düzenlemede, sadece vergi oranı düşürülüp, “2019 sonunda veya 2020’de yapılan değerleme işlemlerinin 2021’de yeniden değerleme oranı kadar arttırılmak suretiyle uygulanır” denilmesi durumunda, biçilen değerin yüksek olduğunu düşünenler, dava açmadıkları takdirde, değere itiraz ve dava açma sürelerini kaçırmış ve biçilen değeri kabul etmiş durumda olacaklardır. Bu nedenle yeni düzenlemenin içeriği belli olmadıkça dava açılması zaruret oluşturmaktadır. 

          Bu da, onbinlerce davanın Mahkemelere yığılması, mükelleflerin (bilirkişi ücretleri ve karşı taraf vekâlet ücreti de dikkate alınırsa bir hayli yüksek tutarda) yargılama giderleri ile karşılaşması demektir.

          Bu nedenle, bir an önce yeni düzenlemede yapılmış değerlerin geçerli kabul edilip edilmeyeceğinin yetkili ağızlarca açıklanması gerekmektedir.

          Yetkili ağız kimdir? Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde şu an için, Cumhurbaşkanlığının veya Hazine ve Maliye Bakanlığının yahut Kabinenin kanun teklif etme yetkisi yoktur. Bu yetki milletvekillerindedir. Hangi milletvekilinin nasıl bir teklifte bulunacağını ve Meclisin bu teklifi ne şekilde kabul edeceğini ise bilme olanağı yoktur. Bu nedenle yetkili ağızın olmadığı söylenebilirse de bu konuda Sayın Cumhurbaşkanının veya onun adına açıklama yapma yetkisi olanların açıklamalarına itibar etmek gerekmektedir. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanının aynı zamanda çoğunluk partisi genel başkanı olarak Meclis Grubunu yönlendirme yetkisi vardır.

           Şu anda mükellef kesimi, bu açıklamayı, değer tespitine karşı dava açıp açmama noktasında karar için beklemektedir. Eğer TKGM tarafından belirlenen değerlere itibar olunmayıp, yeniden bir değer belirlemesi yapılması düşünülüyorsa veya sadece emlak vergisi değerli üzerinden matrah belirlenmesi yoluna gidilecekse (ki bence olması gereken budur) bunun bir an önce açıklanmasında yarar vardır.  Bir an önce bu yolda yapılacak bir açıklama hem mahkemeleri onbinlerce davadan kurtaracak hem de mükellefleri rahatlatacaktır.

          Öte yandan TKGM’nin ret cevaplarını yeni düzenlemeye kadar geciktirmesi de sorunu çözmeyip karmaşıklaştıracaktır. Zira itirazlardan itibaren 60 gün geçtikten sonra 30 gün içinde dava açılmaması ve daha sonra gelecek ret cevabının dava konusu edilmesi halinde, yargının– ilk dava hakkının kullanılmamasından hareketle-  süre aşımı dolayısıyla davayı reddedecek bir yorumda bulunması ihtimali söz konusudur. Bu nedenle 60 günlük zımni ret süresi sonrasında hemen herkes yine dava açacaktır.