OVERBOOKING

23.07.2015 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1854 görüntülenme YAZDIR

OVERBOOKING

 

(23.7.2015 tarihli DÜNYA Gazetesinde yayimlanmistir)

 

Overbooking, yani Türkçesi ile, “fiilen var olandan fazla yer satma”. Böyle bir uygulamaya en fazla turizm (otelcilik) sektöründe ve havayolu tasimaciliginda rastlamaktayiz. Otellerde her odanin oldugu gibi, uçaklarda da her koltugun bir maliyeti vardi ve hiçbir isletmeci odasinin veya koltugunun bos kalmasini istemez. Çünkü böyle bir durum digerlerinin maliyetini arttirir ve dolayisiyla da isletmenin kârini olumsuz etkiler.

Günümüzde bütün havayolu firmalari kapasitelerinin üzerinde, yani ‘overbook’ bilet satisi yapabilmektedir. Bu durum tamamen "yasal" olup havacilik sektörü açisindan "uluslarasi" bir standarttir. Dedigim gibi, hiçbir havayolu isletmecisi, uçagin bos koltukla gitmesini istemez. (Hatta havayolu sirketleri uçustan belli bir süre önce alanda bulunup check-in islemini yaptirmanizi ister. Süresinde gelmeyenlerin yerlerini ise alanda yedek yazilanlara satar.)

Her bir koltugun sadece havayolu isletmesine kâri veya zarari yoktur. Uçagin hepimizi etkileyen dissal maliyetleri de vardir. Uçak yolcugu, digerlerine göre çok daha az riskli ama karbondioksit emisyonu açisindan en zararli ulasim türüdür. Avrupa’dan Amerika’ya giden siradan bir uçusta koltuk basina 2,5 ton karbon dioksit ortaya çikar. Koltugun kapladigi yer dikkate alinirsa bu rakam business class uçusta 4 tona çikar(1). Karbon dioksiti de dünyaya bos koltuk için yaymamak gerek. 

            Havayolu sirketleri overbooking uygulamasini hiç süphesiz, kendi kafalarina göre, keyfi sekilde yapmazlar. Havayolu sirketleri, yolcu yogunluk ista­tistiklerinin yardimi ile yaptiklari hesaplamalar isiginda, bilet alip uçaga binmeyen yolcula­rin oranini da dikkate almak suretiyle fazladan bilet satilip satilmayacagina veya ne oranda satilacagina karar verirler.

            Yeterince gelmeyen olursa fazla bilet satisi sorun olmaz. Denge saglanir.

            Aksilik, o belirlenen saatten önce biletli tüm yolcularin gelmesidir. Bu durumda bazi yolcularin uçaga binemeyecegi ve uçamayacagi asikârdir. Önce kontuarda bir tartisma koparsa da, hava yolu sirketleri bunu önlemek için çesitli yollara basvururlar. Örnegin bir sonraki uçusta yer teklif ederler. Hatta bazen ilave olarak bir ücretsiz açik bilet bile verebilirler. Arada geçen zaman için bedava ikram hizmeti sunarlar, sonraki uçus izleyen günse ücretsiz konaklama, konaklanacak yere ücretsiz ulasim teklif ederler vs. Eh biraz da yolcunun pazarlik gücü önem tasir. Ne koparabilirse.

Benim de basima geldi. Esimle Antalya’ya gitmek için binis karti almak amaciyla kontuara gittigimizde görevli, “yanlislikla” fazla bilet satildigini, tüm yolcular gelirse, kabul etmemiz halinde hem bir sonraki uçaga aktarmayi hem de bir yil süreli tek yön açik bilet teklif ettiler. Gidis dönüs olursa, kabul dedik. Kabul ettiler. Bizde tabii ki kabul ettik (Uyanigiz ya) (Ama havamizi aldik, çünkü gelmeyenler oldu, teklif düstü, beles bilet yandi).

            Neyse, konumuza dönelim. Bu uçamama dolayisiyla maddi (tabii ki ispatlanabilir, belgelendirilebilir) zarariniz varsa yargi yolu ile bunu talep edebilirsiniz. Peki, hiçbir maddi zarariniz olmasa da manevi tazminat talep edebilir misiniz?

            Bu konu geçtigimiz günlerde Yargitay’in huzuruna geldi. Yargitay 11. Hukuk Dairesi 23.12.2014 tarih ve E. 2014/13992, K. 2014/20286 sayili karari (2) ile konuyu tartistiktan sonra dedi ki;

            “Somut olayda, önceden bir alman havayolunun yolcu tasima biletleri kapsaminda, da­vacilar gerekli hazirliklari yapmak suretiyle Ankara Esenboga Havalimanina gitmisler ancak davalinin yaptigi fazla bilet satisi nedeniyle yolculuk yapmaksizin havalima­nindan ayrilmak durumunda kalmislardir. Her ne kadar davali tarafça, “overbooking” isleminin olagan bir uygulama oldugu savunmasinda bulunulmussa da, birtakim islem ve uygulamalarin zaman içinde olagan hale gelmesi, o islem ve uygulamanin dog­ru oldugu anlamina gelmeyecegi gibi kisiler üzerindeki olumsuz etkinin de ortadan kalkmasini gerektirmez.

            Bu hali ile yukarida yapilan tanimdan da anlasilacagi üzere, yolcu adaylarinin üzerlerine düsen tüm edim ve özeni yerine getirmelerine karsin uça­ga alinmamalari olgusu, basli basina manevi zarara neden olabilecegi gibi söz konu­su uygulama, uçaga alinan ve alinmayan kisiler arasinda ayrimciliga yol açabilen ve Anayasa ile korunan esitlik ilkesini zedeleyici bir potansiyel tasimaktadir. Kaldi ki, davali basiretli bir tacir gibi hareket etmek durumunda olup, havayolu tasimaciligi, basli basina özel bir izni gerektiren, kendine has mevzuati ve genisletilmis sorumlu­luklari olan bir ticari faaliyettir.

            Bu durumda, yukarida açiklanan ilke ve esaslar isiginda, davacilarin salt “overbooking” uygulamasi nedeniyle uçaga alinmamak suretiyle manevi zararlarinin olustugu göz önüne alinmak ve gerekirse davali kurumun yapmis oldugu konaklama, bir sonraki uçusta yer temini gibi teklifler de degerlendirilmek suretiyle davacilar yararina uygun bir manevi tazminata hükmedilmek gerekmektedir”.

            Yargitay 11. Hukuk Dairesinin bu karari, yolcunun magduriyetinin manevi zarar boyutuna ulasmasi halinde tazminin gerekecegini söylüyor.

Ama bana kalirsa siz siz olun, adliyelerde ugrasacaginiza biraz erken gidin hava alanina.

-----------------

1.    Brian Clegg, Uçusun Bilimi, (Çev. Emrah Bilge), Istanbul 2011, MediaCat & TAV yayini, sf: 36 

Bu Karar, Banka Ve Ticaret Hukuku Dergisi c:31 s:1 (Mart 2015) sf: 304 vd.’inda yayinlanmistir.