ZAMANAŞIMINI DOLANMAK

06.10.2015 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 944 görüntülenme YAZDIR

ZAMANAŞIMINI DOLANMAK

 

(6.10.2015 tarihli DÜNYA Gazetesinde yayımlanmıştır)

                                                      

Vergi Usul Kanununun 114. maddesinde “vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar” düzenlemesi yer almıştır. Bu düzenleme uyarınca vergi incelemelerinin beş yıllık söz konusu zamanaşımı süresi içerisinde tamamlanması, inceleme soncunda bir matrah veya vergi farkı görüldü ise vergi tarh ettirilerek ilgili mükellefe tebliğ edilmesi gerekmektedir.

Ancak anılan maddenin ikinci fıkrasında, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonlarına başvurulması halinde zamanaşımının duracağı, ancak bu durma süresinin bir yılı aşamayacağı hükme bağlanmıştır.

Uygulamada maalesef bazen idarenin ve bazen de inceleme elemanlarının söz konusu beş yıllık zamanaşımı süresini, sözünü ettiğimiz ikinci fıkrayı devreye sokarak, altı yıla çıkartmaya çalıştığı görülmektedir. Yani, idare beş yıllık süreyi bu şekilde dolanmaya çalışmaktadır. Kanun hükümlerini hep mükellef dolanacak değil ya, bazen de idare dolanma çabasına girmektedir.

Vergi incelemeleri sonucunda, inceleme elemanı bir matrah veya vergi farkına rastlarsa, re’sen tarh edilecek vergiyi kendisi belirlemek ve raporunda göstermek zorundadır. Bir inceleme elemanı matrah veya vergi farkını belirleyip, re’sen tarh edilecek verginin hesaplanması için dosyanın takdir komisyonuna sevkini – kural olarak - isteyemez.

Kural olarak dedim, çünkü inceleme elemanları, bulunacak matrah veya vergi farkı için, teknik bazı değerlemelerin yapılmasını takdir komisyonundan isteyebilir. Ancak bu istemin sonucuna göre, re’sen tarh olunacak verginin, yine kendilerince belirlenmesi gerekir. Bazen veraset vergisi uygulamasında olduğu gibi inceleme elemanı, raporunda matrahın re’sen takdirini gerektiren nedenleri ve takdire dayanak olabilecek bilgi ve bulguları saptayarak matrah takdirini gerçekleştirmek üzere dosyanın ilgili takdir komisyonuna havale ettirilmesini de sağlayabilir. Ancak bunlar istisnai yollardır. Oysa uygulamada bu istisnai olarak belirttiğim yolun, zamanaşımı hükümlerini dolanmak amacıyla kullanıldığını görmekteyiz.

Takdir komisyonuna sevk işlemi zamanaşımı süresini – bir yılla sınırlı olarak olsa da- durdurduğu için süresinde bitirilemeyen ve zamanaşımı süresi dolma durumu olan incelemelerin, inceleme elemanları tarafından takdir komisyonlarına sevki sağlanmakta; ancak bu arada da incelemeye devam edilmekte, takdir komisyonuna sevkin kazandırdığı ek bir yıllık süre içinde inceleme raporları tamamlanarak takdir komisyonlarının da gelen bu rapora göre matrah takdiri sağlanmaktadır.

Sırf mükellefler aleyhine zamanaşımı süresinin durdurulması maksadıyla yapılan bu tür takdire sevk işlemleri, idari usule ve dolayısıyla hukuka aykırı düşmekte ve mükellef haklarını zedelemektedir.

          Nitekim Danıştay 4. Dairesi 14.10 2014 tarih ve E. 2013/3222 K. 2014/5621 sayılı Kararında bu hususu açıkça vurgulamıştır. “İncelemenin Kanunda sayılan yetkililer tarafından yapılması ve takdir komisyonunca; bunun dışında herhangi bir inceleme yapılmaksızın; bu rapor esas alınarak matrah belirlenmesi halinde de, tarhiyatın vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içerisinde yapılması gerekmektedir. Takdire done olmak üzere inceleme elemanları tarafından inceleme yapılmasına ve düzenlenen raporların takdir komisyonunca done olarak kullanılmasına yasal bir engel bulunmamakta ise de; bu usulün, 114. maddede düzenlenen ve beş yıl içinde yapılmasını zorunlu kılan zamanaşımı hükmünü aşmak amacıyla bir yöntem olarak kullanılması, idare hukukunda geçerli olan kanuni idare ilkesi ve hukuki güvenliğin korunması prensibine, dolayısıyla hukuka aykırıdır. (…) İncelemenin takdir komisyonunca değil vergi denetmenince yapılmış olması karşısında, yukarıda da açıklandığı üzere, takdire sevk ile zamanaşımının durduğunun kabulüne olanak bulunmadığından, (…) vergi tarh zamanaşımına uğramıştır.”

Danıştay 9. Dairesi de aynı görüştedir. “…Sırf zamanaşımını kesmek amacıyla takdire sevk işlemi VUK md.114’te belirtilen zamanaşımı süresini durdurmayacağından ve olayda; davacı hakkında uyuşmazlık konusu husus ile ilgili olarak inceleme yapılmadan zamanaşımı gerekçe gösterilerek takdir komisyonuna sevki üzerine, takdir işlemlerine esas teşkil etmek üzere zamanaşımı süresinin dolmasından sonra düzenlenen basit rapor dikkate alınarak takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yapılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır (E.2012/9726, K.2013/5028, T.22.05.2013).

Sahte fatura kullandığı iddia olunan bir mükellef hakkında hazırlanan vergi tekniği raporundan sonra dosya takdir komisyonuna sevk edilerek ve komisyonca KDV indirimlerinin reddi suretiyle saptanan matraha dayanarak yapılan tarhiyat  aleyhine açılan bir davada Danıştay 9. Dairesinin adeta ders niteliğindeki kararı ile yazımızı bitirelim. “idari işlem ve tasarruflarla kişilerin hukukunda haricen değişiklik yapma yetkisine haiz olan idarenin, bu yetkisini kullanırken öncelikle yetkinin kullanılmasına ilişkin şekil ve koşullarının belirlendiği usul kanunlarının kendi üzerine yüklediği görevler çerçevesinde hareket etmesi gerekir. Zira Anayasada yer alan hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu olarak da idarenin işlem ve eylemlerini, hukuk kuralları çerçevesinde ve yine bu kuralların yüklediği görev ve yetki kapsamında yürütmesidir” (E.2014/4977 K.2014/4573 T.16.10.2014)

 

NOT : Bu konuda daha geniş bilgi edinmek isteyenler için : Başar Soydan, Vergi İncelemeleri, İstanbul 2015, sf:568 vd.