OTEL ODASINDA HIRSIZLIK

15.07.2010 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 877 görüntülenme YAZDIR

OTEL ODASINDA HIRSIZLIK
15 Temmuz 2010, A.Bumin DOĞRUSÖZ

Otellerde konaklamaya giden hemen herkesin üzerinde para, kimlik, kredi kartı, cep telefonu gibi değerli eşyalar bulunur. Konaklayan bayansa mücevherinin, iş âlemindense bilgisayarının bulunması da doğaldır. Birçoğumuz bunları odalarda bulunan kasalara koyarız.

Ancak her otelde odalarda kasa bulunmaz. Bu tip otellerde genellikle resepsiyona bağlı genel kasalar bulunur ve müşterilerden kıymetli eşyalarını bu genel kasalara bırakmaları istenir. Bazı otellerde ise kasa ayrı ücrete tabidir ve müşteri genellikle bu ücreti ödememek için kasadan yararlanmaz.

Otele girişte müşterilere kimlik bilgilerinin yanı sıra konaklama koşullarını içeren bir belge imzalattırılır. Bu belgenin ön yüzünde veya arkasında genel veya odadaki özel kasaya konulmayan değerli eşyaların çalınmasından otel idaresinin sorumlu olmadığı da yazar. Ancak genellikle okunmaması için küçük puntolarla yazılı bu koşulları pek kimse okumaz.

Benzer durum pek çok otopark için de geçerlidir. Otopark fişlerini incelerseniz, araçta meydana gelecek hırsızlıklardan, hatta aracın çalınmasından otopark idaresinin sorumlu olmadığı yazar.

Acaba bu kayıtlar geçerli midir? Hiç şüphesiz değildir.

Bu konudaki şikâyetler çoğalınca, Yargıtay’ın konuya ilişkin bir kararını tekrar okurlarımızın bilgisine sunalım istedik.

Karara konu olayda, odalarında kasası olmayan, genel kasa uygulaması yapan bir otelde, müşterinin odasına gece giren kimliği belirsiz bir kişi, müşterinin değerli eşyalarını çalmıştır. Müşteri bu eşyaları için tazminat davası açar. Ancak otel idaresi, değerli eşyaların genel kasaya bırakılmaması sebebiyle tazminat ödemeyi reddeder. Otel idaresi savunmasını, otel kasasına konulmayan eşyadan otel idaresinin sorumlu olmadığı koşulunu müşterinin konaklama belgesindeki imzası ile kabul ettiği gerekçesine dayandırır.

Davaya bakan mahkeme, otel idaresinin bu savunmasını kabul eder, ancak otel idaresinin Borçlar Kanunu’nun 478. maddesinde sınır kadar (100 eski TL) sorumlu olduğuna hükmeder.

Bu karar, temyiz başvurusu dolayısıyla Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nce değerlendirilir ve neticede dairenin E. 2005/5257 K. 2005/12386 sayılı ve 15.07.2005 tarihli kararı ile bozulur. Karar konusu olay, hepimizin başına gelebilecek türden bir olay olduğundan, bozma kararını aşağıda aynen aktarıyorum.

“Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, davalıya ait otelde konakladığını, gece odasında uyuduğu sırada, anahtar uydurulmak suretiyle odaya girilip pantolonundan cüzdanı ile birlikte 1250 doları, 600.000.000 TL’lik (eski TL) cep telefonu ve kredi kartlarının çalındığını belirterek toplam 3.350.000.000 TL (eski TL) zararının olay tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davacının imzası bulunan konaklama belgesinde, müşteriler için ücretsiz tahsis edilen kasalardan faydalanabileceği, aksi halde sorumluluktan beraat kaydı konduğunu, bu nedenle sorumlu olmadıkları gibi davacının zararını ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davacının, para ve eşyalarını makbuz mukabilinde otel kasasına teslim etmemesi nedeniyle bunların bedelini isteyemeyeceği, ancak davalıya ait otelde böyle bir olayın meydana gelmesi nedeniyle davalının sorumlu olduğu, Borçlar Kanunu’nun 478. maddesi gereğince takdiren 100 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir.

Davacının davalıya ait otelde konakladığı gece kapalı kapıya anahtar uydurulmak suretiyle odaya girilip kıymetli eşyalarının çalındığı, davacının imzasını içeren belgesinde, odalarda bırakılan para ve değerli eşyaların kaybından otel ve idaresinin sorumlu olmayacağı, emniyet kasalarının misafirler için resepsiyonda ücretsiz olarak tahsis edildiğinin belirtildiği toplanan delillerden anlaşıldığı gibi bu hususlar tarafların da kabulündedir.

Davalı, konaklama belgesinde sorumluluktan berat şartı olduğu için sorumlu olmadığını savunmuştur. Borçlar Kanunu’nun 99. maddesi ‘Hile veya ağır kusur halinde duçar olacağı mesuliyetten borçlunun iptidaen beraatını tazammun edecek her şart batıldır’ düzenlemesini getirmiştir. Konaklama belgesi hırsızlık olayından önce düzenlenmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere davacının odasına uyurken anahtar uydurulmak suretiyle hırsızlık yapılmasında anahtarın konaklayan ve otel idaresi dışında hiç kimsede bulunmaması gerektiğinden davalının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle konaklama belgesindeki değerli eşya ve paranın kaybından davalının sorumlu olmayacağına ilişkin hüküm hukuki sonuç doğurmaz.

Öte yandan Borçlar Kanunu’nun 478 ve 479. maddeleri gereğince davalı hırsızlığın vukuunu önlenmek için gerekli tedbirleri aldığını, kendisine isnadı kabil bir kusur bulunmadığını ispat edemediğine ve kusurlu olduğuna göre davacının oluşan zararının tamamından sorumludur. Mahkemece davacının gerçek zararı araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Sonuç: Yukarıda gösterilen nedenle kararın davacı lehine bozulmasına (…)”

Siz ne dersiniz bilmiyorum ama bence adalet yerini bulmuş.

15.07.2010 | Referans Gazetesi