EMEKLİLERİN BİNA VERGİSİNDE SIFIR ORAN UYGULAMASI

28.11.2017 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 181 görüntülenme YAZDIR

EMEKLİLERİN BİNA VERGİSİNDE SIFIR ORAN UYGULAMASI

 

Dünya Gazetesi / 23.11.2017

 

Emlâk Vergisi Kanununun 8/2 maddesi ile Bakanlar Kuruluna “gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların (…),Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) halinde, bu meskenlerine ait vergi oranını sıfıra kadar indirme yetkisi verilmiştir. Kanunda ayrıca bu hükmün, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Muayyen zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz.

Bakanlar Kuruluna tanınan yetkinin vergisin yasallığı ilkesine aykırılığı tartışmalarını şimdilik bir kenara bırakarak, söz konusu yetkinin de kullanıldığını belirterek sıfır oranlı vergiden yararlanma halini irdeleyelim.

            Bu olanaktan sadece Türk kanunlarına göre kurulmuş sosyal güvenlik kurumundan aylık alanlar yararlanabilirler. Bu aylık emekli aylığı olabileceği gibi vefat etmiş baba, eş gibi kimseler dolayısıyla kendisine ölüm aylığı şeklinde de olabilir. Hatta hem emekli hem de ölüm aylığı alanlarda bu olanaktan yararlanabilirler. Ancak yabancı ülkelerin sosyal güvenlik kurumundan emekli aylığı alanlar bu olanaktan yararlanamazlar.

            Bu olanaktan yararlanabilmek için bir önemli koşul da “gelirin münhasıran sosyal güvenlik aylığından ibaret” olmasıdır. Başkaca geliri olanlar bu olanaktan yararlanamazlar. Örneğin Sosyal Güvenlik Kurumundan aylık almakla birlikte ayrıca ticari veya serbest meslek faaliyeti ile uğraşarak gelir elde edenler, kira geliri olanlar, sosyal güvenlik destek primi ödeyerek ücretli çalışmaya devam edenler bu olanaktan yararlanamazlar.

            Buradaki gelirin sadece “sosyal güvenlik aylığından ibaret” olması koşulunun sınırları önemlidir. Bunun bir sınırı olmak gerekir. Bu sınırı, gelir vergisi konusuna giren gelir şeklinde çizmek yerinde olur. Bir emekliye piyangodan ikramiye çıkması veya emeklinin arabasını satması halleri de gelirdir. Dul bir emeklinin bir tazminata hak kazanması veya boşandığı eşinden nafaka alıyor olması, bana göre bu olanaktan yararlanma koşullarını ihlal etmez.

            Hatta emekli, emekli maaşını bankada vadeli mevduat, hazine bonosu almak, fon veya repo işlemleri yoluyla da değerlendirebilir. Bu şekildeki gelirler, menkul sermaye iradı olarak gelir vergisinin konusuna girmekle birlikte hayatın olağan akışının getirdiği gelirlerdir. Bence bunları ayrı düşünmek gerekir. Zaten bu nedenle Maliye Bakanlığı 45 sayılı Emlâk Vergisi Genel Tebliğinde “geliri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların elde ettikleri ve yıllık tutarı toplamı bina vergisi indiriminden yararlanılan yıldan bir önceki yılda geçerli olan Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı geçmeyen her türlü menkul sermaye iradı gelirleri, indirimli (sıfır) bina vergisi oranından yararlanmaya engel teşkil eden gelirler arasında değerlendirilmeyecektir.” Açıklamasını yapmıştır. Bu açıklamaya göre 2017 yılında brüt menkul sermaye iratları toplamı 30.000 Lirayı geçmeyenler de 23018 yılında söz konusu olanaktan yararlanabileceklerdir.  

            Bu olanaktan yararlanmak isteyenlerin, alanı brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeninde bizzat oturuyor olması gerekmemektedir. Örneğin İstanbul’daki meskenini oğluna bedelsiz tahsil etmiş, kendiside kızının İzmir’deki dairesinde oturan veya kendisi kirada oturan başka bir geliri olmayan emekli kişi de bu olanaktan yararlanabilir. Ancak kendi meskenini kiraya verip, kendisi de kirada oturan bir emeklinin durumu biraz karışıktır. Bence bu emekli, emekli maaşının yanı sıra kira geliri elde ettiği için, başkaca geliri olmama koşulunu ihlal ettiğinden söz konusu olanaktan yararlanamaz. Ancak Maliye Bakanlığı 38 sayılı Emlâk Vergisi Genel Tebliğinde “sahibi olduğu konutu tek meskeni kiraya verip, kirada oturanlar da diğer şartları taşımaları kaydıyla indirimli vergi oranından faydalanabileceklerdir.” açıklamasını yapmıştır.

            Bu konuya gelecek yazımda da devam edeceğim.

Xxxxxxxxxxxx                       xxxxxxxxxxxxxx                   xxxxxxxxxxxxx

EMEKLİLERİN BİNA VERGİSİNDE SIFIR ORAN UYGULAMASI - 2

 

Dünya Gazetesi / 28.11.2017

            Geçen yazımda Emlâk Vergisi Kanununun 8/2 maddesi ile verilen yetkiye istinaden Bakanlar Kurulunca “gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların (…),Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek mesken”lerine ilişkin bina vergisinin sıfır oranında uygulanmasının öngörüldüğünden bahisle bu olanaktan yararlanma koşullarını irdelemeye başlamıştım. Bu yazımda da kaldığım yerden devam ediyorum.

            Tek meskene sahip olma koşulu, başkaca bir taşınmaza sahip olmama şeklinde anlaşılmamalıdır. Bir emeklinin, mesken dışında, gelir getirmeyen başkaca bir dükkân, arsa veya araziye sahip olması, koşulun ihlali olarak kabul edilmemektedir. Ancak bu yerlerin kiraya veya işletmeye verilmesi, gelirin sadece sosyal güvenlik kurumundan alınan aylık olması koşulu ihlal edeceğinden, sıfır oranlı vergi olanağından yararlanma koşulları ortadan kalkar.

            Tek meskenin yılın belli dönemlerinde kullanılan yazlık ev, devre mülk, bağ veya yayla evi olması halinde, bu meskenler için söz konusu olanaktan yararlanmak mümkün değildir. Ancak bu taşınmazlarda sürekli oturulması, ikâmet edilmesi halinde, diğer koşulların da varlığı halinde sıfır vergi olanağından yine yararlanmak mümkündür.  

            Tek meskeni olanın yılın belli dönemlerinde yararlanılan bir mülke, örneğin bir devre mülke sahip olması durumunda, bu mülkün –yılın tamamında yararlanılmaya elverişli olmaması dolayısıyla - mesken sayılmaması nedeniyle, tek meskene sahip olma koşulunun ihlal edilmediğini de kabul etmek gerekmektedir.

            Emekli aylığı alanların tek meskene hisseli olarak sahip olmaları durumunda da bu sıfır oranlı vergi olanağından kendi hisseleri için yararlanmaları mümkündür. Bu durumda sıfır oranlı vergi, meskenin vergi değerinim hisseye isabet eden kısmına uygulanacaktır. Ancak burada meskenin büyüklüğünün 200 m² sınırını aşmama koşulunun, hisse nispetine göre değil, meskenin tamamı üzerinden ele alınması gerekmektedir. Birden fazla meskende hisse sahibi olanların ise bu olanaktan “tek meskene sahip olma” koşulu dolayısıyla yararlanmaları mümkün değildir. 

            Bu olanaktan yararlanmak için kat mülkiyeti tesis edilmiş bina koşulu söz konusu değildir. Bu nedenle meskenlerini kat irtifakı tapusuyla kullananlar da sıfır vergi olanağından yararlanabilirler. 

            Emlâk vergisi mükellefiyeti, intifa hakkı tesis edilen binalarda malikten intifa hakkı sahibine geçmektedir. Bu nedenle intifa hakkı sahipleri de aktardığımız koşulları taşımaları kaydı ile sıfır vergi olanağından yararlanabilirler.

            Bu olanaktan yararlanmak için ilgili Belediye’ye basılı örnekleri belediyelerde bulunan matbu –koşulların oluştuğuna dair- bir taahhütname verilmesi gerekli ve yeterlidir. Bu taahhütnameyi vermiş olanların, tekrar vermelerine gerek yoktur. Bu taahütnameye de her hangi bir belge eklenmesine de gerek yoktur. Çünkü günümüzün elektronik ortamında belediyeler zaten SGK veya vergi ve tapu dairesi bilgilerini kontrol ederek taahhüdün doğruluğunu kontrol olanağına sahiptirler. Beyanın gerçek dışılığının saptanması halinde mükelleften, kayba uğratılan vergi, bir katı cezası ve gecikme faizi ile birlikte alınır. 

            Koşulların kaybedilmesi halinde, örneğin yeni bir mesken edinme veya yeniden çalışma yahut sınırı aşan menkul sermaye iradı elde etme vb. hallerde, koşulların yitirildiği yıl durumun bir dilekçe ile belediyeye bildirilmesi gerekmektedir. Bu bildirimi izleyen yıldan itibaren Belediye normal vergi oranına göre vergi tahakkuk ettirecektir.