Temel haklar ve vergi iliskisi

14.01.2010 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1187 görüntülenme YAZDIR

Temel haklar ve vergi iliskisi
14 Ocak 2010, A.Bumin DOGRUSÖZ

Geçen hafta duyurmustum Bahçesehir Üniversitesi’nin düzenledigi “Mali Hukukun Anayasadan Beklentileri Sempozyumu”nu. Sempozyum geçen cuma ve cumartesi günleri yapildi. Tartismalara bakilirsa, mali hukukun anayasadan o kadar çok beklentisi ortaya çikti ki… En azindan anayasanin vergi ödevine iliskin ilkeleri düzenleyen 73. maddesinin ve dis ticaret üzerine yüklenebilecek mali yükleri düzenleyen 167/2 maddesinin özünde çok eksik maddeler oldugu noktasinda hemen hemen tüm konusmacilar uzlasti. 
Sempozyumun tebligleri yakinda bir kitap olarak yayimlanacak. Yayimlandiginda duyuracagim. Ancak bu tebliglerden biri, Marmara Üniversitesi Mali Hukuk Ögretim Üyelerinden Dr. Funda Töralp’in tebligi bir hayli ilgi çekiciydi. Bugün bu tebligi ve bende yarattigi sonucu aktarmak istiyorum. 
“Temel Hak Ve Özgürlüklerin Vergilendirme Yetkisinin Kullanimina Etkisi” baslikli bu teblig, bizim de öteden beri savundugumuz gibi, anayasanin pek çok hükmünün dolayli da olsa vergi konusu ile ilgili oldugunu açikça gösterdi. Simdi Töralp’in bu tebliginden kisa kisa da olsa bazi alintilari aktarmak istiyorum:
“Anayasanin 18. maddesi, kisilerin zorla çalistirilmalarini yasaklamaktadir. Ancak Köy Kanunu, bedenen çalisma seklinde salma salinabilmesini öngörmekle bu yasagi ihlal etmektedir. 
Anayasanin 20. maddesi, herkesin özel hayatinin ve aile hayatinin gizliligini korumaktadir. Kisinin içinde bulundugu ekonomik kosullarin ve sahip oldugu ekonomik sirlarin ve yine ayni sekilde ticari kisiliklerin (tüzel kisiler-sermaye sirketleri) özel hayatin oldukça önemli bir unsurunu olusturmasi sebebiyle, kisinin ticari ve mali durumunun da özel hayatin gizliligi kapsaminda degerlendirilmesi mümkündür. Zira herkes kavramina gerçek kisiler kadar tüzel kisiler de dahildir. Bu açidan bakildiginda, kod uygulamasini, inceleme elemani raporlarinin gazetelerde çarsaf çarsaf yayimlanmasini anayasal ilkelere uygun bulmak mümkün olmadigi gibi, vergi mahremiyetini düzenleyen Vergi Usul Kanunu düzenlemelerinin de gözden geçirilmesi gerekmektedir. 
Yurtdisi çikis yasagina iliskin 6183 sayili kanunda yer alan yeni düzenlemeleri anayasal ilkelerle bagdastirmak mümkün degildir. 
Asiri vergilendirme, özünde mülkiyet hakkina zarar verir. Kisilerin servetleri üzerinde yapilacak asiri vergileme veya kazanç ve iratlarinda anaparada yapilacak vergileme, anayasanin mülkiyet hakkina iliskin düzenlemelerini ihlal eder.
Anayasanin konut edinme hakkini, çalisma hakkini, adil ücreti düzenleyen veya ailenin yahut orman köylülerinin korunmasina iliskin düzenlemeleri, vergi mevzuatinin da bu yönde koruyucu veya ayrik düzenlemeler getirmesini zorunlu kilmaktadir. 
Anayasanin 35. maddesi uyarinca; herkes, mesru vasita ve yollardan faydalanmak suretiyle yargi mercileri önünde davaci veya davali olarak iddia ve savunma ile adil yargilanma hakkina sahiptir. Öte yandan yine anayasaya göre, idarenin her türlü eylem ve islemlerine karsi yargi yolu açik olmak durumundadir.” 
Ancak vergi hukukunda uzun yargilama süresince gecikme faizinin islemesi, yargilama sonucunda haksiz çikan mükelleften binde 3,9 harç alinmasi (buna karsilik haksiz çikan vergi dairesi için böyle bir yükümlülügün olmamasi), zorlastirilmis yürütmeyi durdurma kosullari ve ödeme emrine karsi dava açanlarin % 10 haksiz çikma zammi ödeme riskini tasimalari, bu anayasal buyruklarin vergi hukukunda yeterince çalismadigini göstermektedir.” 
Bunlar benim tebligden aktaracagim bazi satir baslari. Kisaca benim bu tebligden anladigim, “Anayasanin sadece vergi ödevine iliskin 73. maddesine bakarak, diger ve özellikle temel ve sosyal haklarla temel özgürlüklere iliskin hükümlerini yok sayarak vergilendirme yetkisi kullanilamaz”.
Sadece bazilarini aktardigim bu söylenenler dogru. Zaten bazen yazilarimizda vergi hukukunun “vergisinin var ama hukukunun olmadigini” söylememiz, vergi mevzuat ve uygulamalarindaki adaletin Hazine lehine “hep bana adaleti” dogrultusunda çalistigini yazmamiz bu sebeplerle degil mi.
Bu tebligden sonra epey düsündüm. Hatta kendi konusmamda da dile getirdim. Galiba anayasanin vergilendirme ödevine iliskin maddesine, “Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunacak veya bu hak ve özgürlüklerin kullanimini önemli ölçüde sinirlayacak sekilde vergilendirme yapilamaz” biçiminde bir anayasal buyrugun yeni bir fikra olarak eklenmesinde büyük yarar olacak.
Bir önemli teblig de “geçmise etkili vergileme yapilamayacagi” konusundaki Prof. Dr. Gülsen Günes’in tebligi idi. Bu tebligden bahsedemedim ama bu iki tebligi, pazartesi saat 15:15’te TRT-2 ekranlarinda “Iste Gündem” programinda tartisacagiz.

14.01.2010 | Referans Gazetesi