KDV ISTIRABI (2)

08.12.2016 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 539 görüntülenme YAZDIR

KDV ıstırabı (2)

DÜNYA GAZETESİ / 8.12.2016

Geçen yazımızda, dönemsel olarak hizmet veren muhasebeci, mali müşavir, avukat gibi serbest meslek erbabının, ilgili aylık dönemde ücretini elde etmediği, dolayısıyla makbuz düzenlemesi gereğinin ortaya çıkmadığı hallerde yine de KDV’nin doğduğunu, bunun GVK ve KDVK düzenlemelerinin farklılığından doğduğunu sebepleri ile yazmıştık. Bu çelişkinin bir sonucu olarak, sağlıklı belge düzeni oluşmamasının yanı sıra serbest meslek erbabı, elde etmediği ücretinden vergi ödemezken, cebinden KDV ödemek zorunda kalmaktadır. Bu sonucun ise geçimini emeği ile sağlayanları epey zorladığı açıktır.

Dolayısıyla bir kısım meslek mensubu ücret ve KDV’sini tahsil etmediği halde sırf idari uygulamadan çekindiği için her ay sadece KDV içeren makbuz kesmekte, tahsilatı yaptığında ise ücreti için makbuz kesmektedir. Bu uygulama yasal dayanağı olmamasına rağmen katılmadığımız bir özelgeye dayalı olarak sürdürülmeye çalışılmaktadır. Bu uygulama, Denizli Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 20/07/2011 tarih ve B.07.1.GIB.4.20.15.01- 30-MUK-2010-54-203 sayılı Özelgesi ile ortaya çıkmıştır. Özelgenin sonuç bölümü aşağıdaki gibidir:

• “ Katma değer vergisi bakımından vergiyi doğuran olay malın teslimi veya hizmetin ifasına bağlı olduğundan, serbest meslek faaliyetine ilişkin kazancın tahsil edilmediği durumlarda düzenlenecek serbest meslek makbuzunda, sadece KDV tutarına yer verilerek "....TL mal teslimine/ hizmet yapılmasına ilişkin olup bedeli tahsil edilmemiştir" şeklinde notun yazılması,

• Serbest meslek kazancında tahsil esası geçerli olduğundan (kazancın kısım kısım tahsil edildiği durumlar dahil) serbest meslek makbuzunun tahsil edilen tutar kadar düzenlenmesi ve makbuz üzerinde "KDV için ... gün ve ... sayılı serbest meslek makbuzu düzenlenmiştir" şeklinde notun yazılması, gerekmektedir.”

Görüldüğü gibi özelgede, “serbest meslek ücreti tahsil edilmemesine rağmen sadece KDV için ve tahsil edilmişçesine makbuz düzenlenilmesi” gereğinden söz edilmektedir. Oysa serbest meslek makbuzunu düzenleyen Vergi Usul Kanunu’nun 237. maddesi makbuzun tahsilat için düzenleneceğini hükme bağlamıştır. Maddenin zıt anlamı, tahsilat yoksa makbuzun da olmayacağını ifade etmektedir.

Tahsilat yapılmadığı halde varmışçasına bir tarafın makbuz düzenlemesi, diğer tarafın da bu makbuzda yazılı KDV’yi indirim konusu yapması, bence özel usulsüzlük cezasını gerektireceği gibi, tarafl ar arası işlemin sonucunu yanıltıcı şekilde göstermesi itibariyle yanıltıcı belge tanzim ve kullanılma fillerini de oluşturur.

İleride serbest meslek erbabının ücretini alamaması halinde müşterisi aleyhine icra takibi yoluna gitmesi halinde ise bu uygulama, KDV tutarının müşteriden talep edilememesi sonucunu doğuracaktır. Zira serbest meslek erbabı KDV’yi tahsil ettiğini makbuzu ile ikrar etmiş vaziyettedir. İdari anlayış bu durumda serbest meslek erbabı için KDV tutarına cebinden katlanması sonucunu doğurmaktadır. Öte yandan serbest meslek erbabının, belli aylarda tahsil edemediği ücretini aynı takvim yılında tahsil edememesi halinde bu uygulama sonucunda, KDV beyannamelerinde beyan ettiği teslim ve hizmetler karşılığı elde ettiği kümülatif tutar ile gelir vergisi beyannamesindeki brüt geliri birbirini tutmayacaktır. Bu da onun hakkında bir incelemeye sevk gerekçesidir.

Görüldüğü gibi idari anlayış, yasalar karşısında sakıncalı ve uygulama açısından sorunludur. Ancak bu konuda idareyi eleştirmek pek fazla mümkün de değildir. Çünkü sorun, idare tarafından çözülebilecek nitelikte olmayıp, ancak yasa düzeyinde çözülebilecek bir sorundur. İdare sadece mevcut yasalara göre işin içinden çıkmaya çalışmaktadır. Bence, ilk çıkacak torba kanun ile KDVK md. 4’e, “Hizmetin serbest meslek erbabı tarafından dönemsel olarak sunulduğu hallerde vergi, ilgili dönem ücretinin elde etme tarihinde doğar” şeklinde bir fıkra eklenmesi, yirmi yıllık sorunu çözecektir. Bu sorunu tekrar gündeme getirmemin nedeni, yatırım ortamının geliştirilmesi ve yatırımcının önündeki vergi mevzuatından kaynaklanan engellerin kaldırılması yolunda önemli adımların atılmasını sağlayan Maliye Bakanı’mızın bu soruna da duyarsız kalamayacağına olan inancımdır. Hem yatırımcıların hem Maliye’nin sağ kolu, bence mali müşavirler ve muhasebecilerdir. Arada onların sorunlarına da eğilmek gerekir diye düşünüyorum.