FOREX’DE VERGİ

09.07.2015 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 872 görüntülenme YAZDIR

FOREX’DE VERGİ

(9.7.2015 tarihli DÜNYA Gazetesinde yayımlanmıştır)

İngilizcedeki “foreign exchance” kelimelerinin kısaltması olarak ifade edilebilecek “forex” işlemi kısaca, bir yabancı para biriminin bir başka para birimi ile belirli bir parite üzerinden eş zamanlı olarak değiştirilmesi şeklinde tanımlanabilir. Forex işlemleri yatırılan sermayenin belirli bir kaldıraç oranı kadar yükseltilerek işlem yapılması esasına dayanır.  Kaldıraç ise, yatırımcının yatırdığı para miktarının kaparo gibi görülüp kendisinden daha büyük işlemlerin gerçekleştirilebilmesi anlamını taşımaktadır. Forex piyasaları ise yabancı paraların birbiri arasındaki değişim oranından faydalanılarak bir ülkenin para biriminin satın alındığı piyasadır. Dolayısıyla Forex piyasaları her ülke parasının serbestçe alınıp satıldığı bir uluslararası piyasadır.

Bu piyasalarda aracı kuruluşlar (ki bunlar bankalar, fonlar, sigorta şirketleri, bireysel işlem yapanlar, emir toplayanlar şeklinde karşımıza çıkabilir) ile yatırımcılar yer alır. Yatırımcılar işlemlerini doğrudan yapmak yerine piyasa yapıcılar veya aracılar vasıtasıyla yaparlar. Ancak bu piyasalarda işlemler, nakit para ile değil kaydî banka parası ile yapılmaktadır.  Kâr ya da zarar gerçekleştikten sonra bu net kâr veya zarar yatırımcının hesabına yansıtılmaktadır.

Bireysel olarak yapılan forex işlemlerinden sağlanan kazanç, gelir vergisinin konusuna girmemektedir. Burada gelir, nakdi sermayenin değerlendirilmesi sonucu elde edilmemekte, eldeki nakit sermayenin başka bir türden nakdi sermayeye çevrilmesi yoluyla sağlanmaktadır. Yani burada nakdi sermayenin faiz, kâr payı veya kira gibi bir getirisi söz konusu değildir. Dolayısıyla bu işlemlerden sağlanan kazancı, menkul sermaye iradı olarak nitelendirmek mümkün değildir. Burada menkul kıymet alım satımı söz konusu olmadığından değer artış kazancının varlığından da söz edilemez. Öte yandan forex işlemleri dövizdeki fiyat değişimlerinden fiziki alım satım olmaksızın yararlanmayı amaçladığından vadeli işlem ve opsiyon sözleşmesi olarak görülmesi de mümkün değildir.  Nitekim idari anlayış da özelge bazında, görüşümüz doğrultusundadır. Ancak forex işlemlerinin bir ticari işletme kapsamında veya bir ticari işletmenin varlığından söz edilebilecek boyutta yapılması halinde kazanç, ticari kazanç kapsamında vergilendirilmek durumundadır. Yine aynı şekilde tam mükellef kurumların forex işlemlerinden kazanç sağlamaları durumunda, bu kazanç kurum kazancına dahil olacak ve kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.

Forex işlemlerinden elde edilen kazançların gelir ve kurumlar vergisi karşısındaki durumu üzerinde pek fazla tartışma yoksa da, aynı şeyi banka sigorta muamele vergisi (BSMV) için söylemek mümkün değildir.  

BSMV, banka, banker gibi kanunda belirtilen mükelleflerin lehlerine aldıkları para üzerinden genelde % 5 oranında olmakla birlikte kambiyo işlemlerinde sıfır oranında alınan bir vergidir.

89 sayılı Gider Vergileri Genel Tebliğinde bu konuda özetle, “forex işlemlerinin nitelik itibariyle BSMV’ye tabi olduğu, ancak dövizdeki fiyat değişimlerinden fiziki alım satım olmaksızın yararlanmayı amaçladığından kambiyo işlemi olarak kabul edilemeyeceği” açıklaması yer almıştır. Dolayısıyla bankalarla banker kabul edilenlerin, sigorta şirketlerinin ve yetkili kuruluşların forex işlemleri dolayışla lehlerine aldıkları paralar, % 5 oranında BSMV’ye tabi tutulmaktadır.

Ancak forex işlemlerinin döviz üzerinden yapılmasına karşılık, sadece “fiziki alım satım teslimin gerçekleşmemesi” sebebiyle kambiyo işlemi sayılmaması, dolayısıyla sıfır oranlı vergilemeden yararlandırılmaması, üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

Kambiyo işleminin tanımında hareket noktası olarak, 32 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kararının esas alınması gerekmektedir. Bu Kararın 2. maddesinde “Efektif dahil yabancı parayla ödemeyi sağlayan her nev'i hesap, belge ve vasıtalar” (döviz) kambiyo şeklinde tanımlanmış ayrıca “dövize ilişkin işlemler” başlıklı 6. Maddesinde “Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş aracı kuruluşlarca, dövize ve kıymetli madene dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil sermaye piyasası mevzuatına göre düzenlenmiş her türlü türev araçların alım satımının yapılabileceği” (fıkra 7), “Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş yurt içinde veya yurt dışında bulunan aracı kuruluşlar aracılığıyla her türlü türev araçlarının alım satımı yapılabileceği” (fıkra 8) düzenlemesine yer verilmiştir. Bu tanımlamalarda işlemin dövizli işlem, bir başka deyişle kambiyo işlemi sayılması için fiziki teslim şart koşulmamıştır.

Sermaye Piyasası Kanununun 3. maddesinde (u bendi) ise döviz ve kıymetli madenler ile S. P. Kurulunca belirlenecek diğer varlıklar üzerine yapılacak kaldıraçlı işlemlerin türev araç olarak kabul edileceği belirtilmiştir. Bir türev araç, aynı zamanda kambiyo işlemi de olabilir.  Ancak bunu belirleme yetkisi Hazine Müsteşarlığındadır[i].

Hazine Müsteşarlığı ise kambiyo işlemlerinin kapsamının belirlenmesinde 32 sayılı Karardan hareketle işlemlerin fiziki teslimatla sonuçlanıp sonuçlanmaması ayırımına gidilmeyerek, kambiyo tanımı kapsamında yer alan kıymetlerle ilgili spot ve vadeli işlemlerin geniş yorumlanması gerektiği görüşündedir[ii].

Nitekim bir davada İstanbul 6. Vergi Mahkemesi E.2012/3154 K.2013/1463 sayı ve 5.6.2013 günlü kararında “kaldıraçlı döviz alım satım işlemleri niteliği gereği kambiyo işlemleri mahiyetinde olduğuna ve 6802 sayılı Gider Vergileri Yasasında döviz alım satım işlemlerinin fiziki teslimatlı olmaması durumunda kambiyo işlemi olarak dikkate alınamayacağını öngören bir düzenlemeye yer verilmediğine” hükmetmiştir.

Öte yandan Maliye Bakanlığına kambiyo işlemini tanımlama veya alt ayırımlarına göre türlere ayırma yetkisi veren bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu nedenle Bakanlığın 89 sayılı Gider Vergileri Kanunu Genel Tebliğini bu açıdan gözden geçirmesinde yarar vardır.



[i]. Sermaye Piyasası Kurulunun 5.3.2013 gün ve 2144 sayılı Yazısı

[ii]. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının 9.1.2013 gün ve 469 sayılı Yazısı