Memleketimden mükellef manzaraları

04.02.2010 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 783 görüntülenme YAZDIR

Memleketimden mükellef manzaraları
4 Şubat 2010, A.Bumin DOĞRUSÖZ

Bana göre vergi aslında af olmaz. Devlet vergi aslını affedemez, ama her zaman faiz alacağından vazgeçebilir, cezaları affedebilir. Önceki vergi affını düzenleyen 4811 sayılı kanundan bu yana, sorunları giderici düzenlemeler yapılmadığı için, aynı koşullar bugün de oluştu.
Bugün pek çok kişi, ağır faiz ve caza dolayısıyla vergi borcunu ödeyemez durumda. Anaparayı ödeyip faizi durdurma olanağı da yok. 6183 sayılı kanun buna elvermiyor ve kamu borçlarının konusuna göre orantılanarak tahsilini emrediyor. Borcunu tecil ettiremiyor. Ettirirse, faize de faiz çalışıyor ve astarı yüzünden pahalıya geliyor. 
Pek çok mükellef, hukuki dayanağı bulunmayan kod listelerine dayalı inceleme raporlarına istinaden ceza mahkemelerinde yargılanıyor. Ancak çoğu beraat edecek. 1.1.2000 ile 31.12.2007 arasında VUK’a muhalefetten açılan dava sayısı 52.857. Bu davalarda sanık sayısı 75.690. Bu dönemde verilen kararlardaki mahkûmiyet sayısı ise 31.057, yani yüzde 40,49. Demek ki bu sanıkların yaklaşık yüzde 60’ı gereksiz yere yargılandı.
Şirketlerin bilançoları ise enflasyon düzeltmesi hükümlerinden bu yana, kanunların enflasyonu sıfır olarak kabul etmesi dolayısıyla gerçeği yansıtmıyor. Enflasyon düzeltmesinin kabulü sürecinde defalarca, yeniden değerleme, maliyet revizesi, finansman gider kısıtlaması gibi hükümlerin kaldırılmaması, enflasyon düzeltmesinin uygulanmadığı yıllarda bu müesseselerin uygulanması gerektiğini yazdık. Şimdi bu müesseselerin kaldırılmasının acısı çekilmektedir. 
Bugün esnaf, tacir, KOBİ’ler, içinden çıkamayacakları borçlarla karşı karşıyadır. Bu konuda o kadar çok üzücü veya içler acısı e-posta geliyor ki. Bir kısmı da bunları yazdıkça gelen teşekkür e-postaları.
Hemen her gün, ödenemeyecek vergi borçları karşısında tek evini, ev eşyasını hacizden nasıl kurtaracağına, eşi veya çocuğu üzerine bir tanecik oturduğu evi olanların onu kaybetmemek için boşanmaları gerekip gerekmediğine veya buna benzer bir soru ile karşılaşıyorum.   
İşte size sadece birkaç e-pobta. (Gönderenlerin adları bende saklı). Buyurun okuyun: 
“Benim yurtdışı yasağım var. Vergi borcundan ötürü. Taksitlendirme ve teminat gibi imkânım da yok. Ödemek isterim ancak evimi güç bela geçindiriyorum. Su an Avrupa’dayım, 4 yıl önce gıyabımda yurtdışına çıkış yasağı konulmuş. Memleketimi çok özledim, izine dahi gelemiyorum. Türkiye’ye gelsem nasıl çözebilirim bu olayı. Bende aşırı derecede psikolojik rahatsızlık yaptı.” 
“2001 yılındaki krizle iflas ederek Kazakistan’a yerleştim. Ertesi yıl çıkan vergi barışına müracaat ettim ama ödeyemedim. Geçen süre zarfında işlerim düzeldi. Ancak 160.000 TL olan vergi aslı borcumun su an 1.000.000 TL’ye yaklaştığını gördüm. 61 yaşımdayım ve 8 yıldır Türkiye’ye gidemiyorum. Vergi borcu aslını ve biraz da faizini uygun bir taksitle ödemeye hazırım. Ama ne kimseye ulaşabiliyorum ne de bir nüfuzlu yakınım var. Burada iyi bir işim var, tasfiye ederek tüm vergi borcumu ödeyerek yeniden sıfırdan başlamak istemiyorum. Hikâyem çok uzun ve çok da dramatik. Bir uzman olarak yardımlarınızı istirham ediyorum. ”
“Geçen sene bir mükellefimiz 2001 ve 2002 yıllarında sahte fatura kullandığı iddiasıyla 3 kat vergi ziyaı cezasına çarptırıldı. Ödemenin banka kanalıyla ödendiği ispatlanabilseydi bu cezayı yemeyecekti. Fakat ispatlayamadı ve sonunda ceza kesildi. Fakat ceza ve gecikme zammı çok tuttuğundan, mükellef bu cezayı ödeyemiyor, iflas etmesi pek muhtemel bundan dolayı.”
“Benim vergi borcumun yarısı faizdir. Yapmış olduğum taksitlendirmeyi, kriz olunca ödeyemedim. Vergi faizlerinde düzenleme yapılacak mı?” 
“Öncelikle size ve sizin gibi düşünen birçok yazar abime, doğru kelimeleri doğru yerlere koyan ve bu vergi borcu sıkıntıları içerisinde bunalmış insanların ışığı olduğunuz için minnettarım. Ben 32 yaşında muhtelif illerde inşaat işleri yapmakta ve yaklaşık 150 kişi çalıştırmaktayım. Bir inceleme sonucu sahte olduğu tespit edilen faturaların dönüşümü bana çok ciddi rakamlar ile döndü. Bana çıkarılan para cezasını ömrübillah ben bir arada görmedim. Hayatım allak bullak oldu. İş düzenim bozuldu. Aile düzenim kalmadı. Uyuyamıyorum, yeni aldığım işler var. Nasıl başlayacağım şaşırdım kaldım. Hayatıma son vermeyi dahi düşündüm ama çocuklarım elimi kolumu bağlıyor. Daha onlara bir gelecek hazırlamadım. Neyse biraz içimi dökeyim dedim.” 
Yazık bu insanlara, yazık bu mükelleflere. 
Şimdi benim önerim: Kazan kazan formülü. Cezayı kaldıralım, gecikme faizi ve zammını kaldıralım. Vergi aslını, enflasyon oranında bir faizle veya yüzde 10-20 fazlası ile 18 taksitte alalım. Hem mükellef kazansın hem de Maliye.

04.02.2010 | Referans Gazetesi