VERGİ DENETİMİ SİYASALLAŞIYOR

08.07.2010 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 881 görüntülenme YAZDIR

VERGİ DENETİMİ SİYASALLAŞIYOR
8 Temmuz 2010, A.Bumin DOĞRUSÖZ

Vergi pek çok sosyal bilimin konusuna girdiği gibi, aynı zamanda tehlikeli bir siyasal araçtır. Vergi yoluyla hemen hemen bütün hak ve özgürlüklere müdahale edilebilir, bunların kullanımı sınırlandırılabilir. Vergi incelemeleri, matrah farkları yaratma, teminat isteme, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk gibi yollarla değil şirketler, sektörler bile yönlendirilebilir, sindirilebilir, dar boğazlara sokulabilir. Vergi incelemeleri yoluyla bir sektörün bütün ticari sırları, tedarikçi listeleri, müşteri listeleri, üretim sırları, formülasyonu ele geçirilebilir. Bu bilgilerle bazı şirketler güçlendirilebilir, sektörün yapısına müdahale edilebilir, yandaş şirketler yaratılabilir. Bugün belki ülkemiz için bu yazılanlar söz konusu olmayabilir, ama ileride olmayacağını da kimse garanti edemez. Hatta bu gibi müesseseler karşısında mükelleflerin yeterince koruyucu hak ve mekanizmalara sahip kılınmadığı ülkemizde, verginin siyasallaşması çok daha tehlikelidir. Özellikle 6183 sayılı kanunun mükellef haklarını gözetmeyen, sadece kamu alacağı düşünülerek yazılmış hükümleri, uzun zamandır gözden geçirilmemektedir. Zaten bu sebeplerdir ki pek çok ülkede gelir idareleri siyasal nitelik taşıyan yürütme organları karşısında yarı özerk veya özerk yapıya kavuşturulmuştur. Ülkemizde de böyle bir yapılanmanın gereği zaten pek çok ilgili sivil toplum kuruluşu tarafından savunulmaktadır. Gelir İdaresi’nin, kuruluş mevzuatının yeterince özerklik tanımamış olmasına rağmen, yarı özerk olduğu savunulabilir. Geçmişte yapılan pek çok incelemeden sonra da basında konu değerlendirilmiş, pek çok incelemede ‘siyasal’ niteliğin varlığı ileri sürülmüştür. Buna karşılık gidişat, olması gerekenin tam tersine incelemeleri daha da siyasallaştırmak, incelemeleri siyasetçinin güdümüne sokmak yönündedir. Nitekim vergi incelemelerinin planlanması konusu, halen TBMM gündeminde bulunan Torba Kanun Tasarısı’nın düzenlemeleri arasında yer alan bir konudur. Tasarı ile Maliye Bakanlığı’nın Kuruluş Kanununa (178 sayılı KHK) eklenmesi öngörülen 33/B maddesi ile “bakanlığın vergi inceleme ve denetim amaçlarına ulaşmasını sağlamak, vergi inceleme ve denetimleri ile raporlamaya ilişkin standart, ilke, yöntem ve teknikleri geliştirmek, inceleme ve denetim rehberleri hazırlamak, inceleme elemanlarının uyacakları etik kuralları belirlemek, vergi inceleme birimleri arasında koordinasyonu sağlamak, denetim birimlerinin uyacakları yıllık vergi inceleme ve denetim planını hazırlamak ve uygulamayı izlemek üzere Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulu kurulması öngörülmektedir. Bu kurul aynı zamanda incelemeye alınacak sektör ve mükellefleri de belirleyecektir. Yani bu kurul vergi incelemelerinin patronu ve yönlendiricisi olacaktır. Tasarıya göre bu kurul, Gelir İdaresi Başkanı’nın başkanlığında, Maliye Teftiş Kurulu Başkanı, Hesap Uzmanları Kurulu Başkanı, Gelir İdaresi Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı’nın bağlı olduğu Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı ve Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanı’ndan oluşacaktır. Kurulun kararları bakan onayı ile yürürlüğe girecektir. Bu kurula Gelir İdaresi Başkanı’nın başkanlık etmesi ise doğaldır. Çünkü Gelir İdaresi, verginin tarh, tahakkuk ve tahsilatının patronu mevkiindedir. Mükellefi tanıyan, izleyen bu idaredir. Taşradan gelen bilgilerle mükellefler hakkında en donanımlı idare, Gelir İdaresi’dir. Kaldı ki inceleme sonuçlarını da uygulayacak, takip edecek ve hatta yargı önünde savunacak olanda bu idaredir. Ancak tasarının bu düzenlemelerinde Plan ve Bütçe Komisyonu’nda değişiklik yapılmıştır. Komisyon düzenlemesi ile bu kurula Maliye Bakanı’nın veya tevkil etmesi halinde müsteşarın başkanlık etmesi öngörülmüştür. Kurul kararlarının bakan onayı ile yürürlüğe girmesi başkadır, bakanın başkanlığında çalışmak ve karar almak başka şeydir. Artık bakan veya yarı siyasi memuriyet olan müsteşar, artık bu kurulu yönlendirebilecek ve denetlenecek sektör ve mükelleflerin belirlenmesinde söz sahibi olacaktır. Eğer tasarı bu şekli ile yasalaşırsa, hiç kimse artık, yapılan incelemelerin siyasetçi/bakan tarafından belirlenen inceleme olmadığını iddia edemeyecektir. Vergi incelemeleri tasarı ile siyasetin güdümüne sokulmaktadır. Şu andaki bakan çok iyi birisi olabilir. Vergi incelemelerine siyaseti sokmak gibi bir niyeti olmayabilir. Hatta belki, incelenecek mükellef veya sektörlerin belirlenmesine belki hiç karışmayacak olabilir. Ancak bütün bunlar, incelemelerin bakan güdümünde yapıldığı söylentisini önlemeyeceği gibi, bundan sonra gelecek bütün bakanların da bu şekilde olacağını kimse garanti edemez. Bu yanlıştan, tasarının genel kurul görüşmeleri sırasında mutlaka dönülmesi gerekir.

08.07.2010 | Referans Gazetesi