VERGİ AFFININ VERGİ SUÇLARINA ETKİSİ

18.08.2016 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 804 görüntülenme YAZDIR

Vergi affının vergi suçlarına etkisi

Dr. Bumin DOĞRUSÖZ

Dünya Gazetesi / 18.08.2016

Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde, vergi hukukunu ilgilendiren bazı filler idari para cezasının yanı sıra hürriyeti bağlayıcı ceza ile de yaptırımlanmıştır. Bu filler, söz konusu maddede şu şekilde belirlenmiştir. 

a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan; defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapmak, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açmak veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydetmek.

b) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif etmek veya gizlemek, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgeleri ibraz etmemek veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlemek veya bu belgeleri kullanmak. 

c) Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok etmek veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koymak veya hiç yaprak koymamak veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenlemek veya bu belgeleri kullanmak.

d) Bu Kanun hükümlerine göre ancak Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, Bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basmak veya bilerek kullanmak. 

Yukarıda (a) ve (b)’de aktardığımız filler için kanun on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezası, (c)’de aktardığımız filler için kanun üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası, (d)’de aktardığımız filler için ise kanun iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörmüştür.  

Kamuoyunda “vergi barışı kanunu” şeklinde adlandırılan “Bazı Kamu Alacaklarının Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun” ile vergi borçlularına ve idari para cezasını gerektiren filleri işlemiş olanlara çeşitli af ve kolaylıklar sağlamış, ayrıca matrah artırımı müessesesini yeniden ihdas ederek mükelleflere bir anlamda geçmişin incelenemezliğini satın alma hakkını tanımıştır. 

Bu noktada ortaya, bu kolaylık ve afların vergi suçlarını da etkileyip etkilemeyeceği konusu ile matrah artırımından yararlanmanın işlenmiş ancak henüz idare tarafından tespit edilememiş vergi suçları karşısında da bir koruma sağlayıp sağlamayacağı sorunu veya tereddüdü ortaya çıkmıştır. 

Baştan söyleyelim; vergi suçunun altında yatan ve vergi ziyaına sebebiyet veren borcun, ister kesinleşmiş borçlar ister ihtilaflı borçlar kapsamında yapılandırılmış ve ödenmekte olmasının veya ödenmiş bulunmasının, suç, yargılama  ve ceza üzerinde doğrudan etkisi yoktur. Bu nedenle vergi barışı kanunundan yararlanılsa dahi, daha önce bu suçlar dolayısıyla açılmış ceza davaları aynen devam edecektir. Kesinleşmiş veya ertelenmiş mahkûmiyetler varsa, bunlar da varlıklarını sürdürecektir. 

Ancak vergi borcunun (asıl ve idari para cezasının) ödenmiş olmasının veya vergi barışı kapsamında yapılandırılmış olmasının, hâkim tarafından verilecek cezanın akıbetinin belirlenmesinde, dolaylı olarak önemi olacaktır. Bu dolaylı önem, Ceza Hukukundan kaynaklanmaktadır. 

Ceza Kanunumuza göre iki yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezasının ertelenmesi kamunun zararının giderilmesi koşuluna bağlanabilmektedir (md. 51). Nitekim uygulamada da gözlemimiz, mahkemelerin bu konuda karar vermeden önce vergi idaresinden kamu borcunun ödenip ödenmediğini veya belli vadeye bağlanıp bağlanmadığını sorguladığı yönündedir. 

Öte yandan Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre (md. 231) iki yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm edilmesi öngörülen (suç işlediği kabul edilen) kişi hakkındaki hükmün açıklanmasının mahkemece ertelenmesi yoluna gidilebilmesi, kamunun uğradığı zararın giderilmesi koşuluna bağlıdır. 

Görüldüğü gibi, kamu borcunun yapılandırılmış ve taksitler halinde ödeniyor olması, söz konusu suç faillerinin / sanıklarının lehe hükümlerden yararlanması açısından önem taşımaktadır. 

Matrah artırımında bulunmak ise, söz konusu suçları işlemiş ve bu güne kadar bu filleri saptanamamış kişiler için, “kural olarak” koruyucu bir kalkan oluşturacaktır. Örneğin, kurumlar vergisi ve katma değer vergisi beyanları için matrah artırımında bulunan bir şirketin hesapları, yanıltıcı belge kullanmış olduğu gerekçesi ile incelemeye alınamayacaktır. Bir vesile ile defter ve belgeleri incelense (örneğin iade talebi veya karşıt inceleme için incelense) ve defterde yanıltıcı belge kaydına rastlansa dahi, bu sebeple şirket aleyhine cezalı tarhiyat yapılamayacağı gibi hakkında vergi suçu raporu da düzenlenemeyecektir. 

Ancak yukarıdaki paragrafta “kural olarak” ibaresine yer vermemizden de anlaşılacağı gibi, matrah artırımı müessesesi, Vergi Usul Kanununun 359. maddesinde sayılan bütün suçlar için koruyucu kalkan vazifesi görmemektedir. Gelir / kurumlar vergileri, stopaj vergileri ve katma değer vergisi için matrah artırımında bulunulmuş olunsa dahi bu matrah artırımı, saptanacak “defter, kayıt ve belgeleri yok etmek” veya “defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koymak veya hiç yaprak koymamak” veya “belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenlemek” filleri için geçerlilik taşımayacaktır. Örneğin sahte belge düzenlediği saptanan bir mükellef için söz konusu vergilerden matrah artırımında bulunmuş olsa dahi, hakkında yine cezalı tarhiyat yapılabilecek ve vergi suçu raporu yazılabilecektir.   

Söz konusu fiilleri işlediği saptanan ancak söz konusu vergilerden matrah artırımı yapmış kişilerin defterinde, başkaca vergi kaybına yol açan bir fiile de rastlanırsa (örneğin amortismanı yanlış hesapladığı veya dövizli alacaklarda kur farkı gelirini hesaplayıp yazmadığı saptanırsa), bu filleri için de cezalı tarhiyat yapılabilecektir. Çünkü Kanun, söz konusu fiilleri işleyenlerin saydığımız vergiler için matrah artırımı müessesesinden yararlanamayacaklarını ifade etmektedir. Bu durumda, söz konusu filleri işlediği saptananların matrah artırımları iptal edilerek tahsil edilmiş vergilerin de iadesi veya tarh edilecek vergi / cezadan mahsubu gerekecektir.