INCELEME RAPORU DAVA EDILEBILIR MI

03.05.2010 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1257 görüntülenme YAZDIR

INCELEME RAPORU DAVA EDILEBILIR MI
3 Mayis 2010, A.Bumin DOGRUSÖZ

Idari Yargilama Usulü Kanunu’na göre, idari islemler aleyhine idari yargida kural olarak menfaatleri veya haklari zarar görenler dava açabilir. Bu konudaki düzenlemeye göre birilerinin hak veya menfaatlerinin zarar görebilmesi için, idari islemin onlar hakkinda hukuki sonuç dogurabilecek bir islem olmasi, daha teknik deyisle icrai nitelikte bir islem olmasi gerekir.

Bu dogrultuda bakildigi zaman, vergilendirme alaninda yapilan her islemin dava konusu edilmesinin mümkün olmadigi ortaya çikmaktadir. Mükellefler veya vergi sorumlulari aleyhine yapilabilecek tarh islemine (vergi-ceza ihbarnamesi tanzimine) dayanak olusturan ve doktrinde de ön veya hazirlik islemi olarak adlandirilan yoklama tutanagi, inceleme tutanagi veya inceleme raporu gibi islemler, mükellefler aleyhine herhangi bir hukuki sonuç dogurmadigindan, dava konusu edilemezler. Bu gibi islemlere dayanarak mükellef veya sorumlu aleyhine tarh islemi (vergi ceza ihbarnamesi tanzim ve tebligi) yapilirsa, bu islemle birlikte hiç süphesiz ki dava edilebilirler.

Ancak uygulamada, öyle vergi inceleme raporlari vardir ki, mükellef aleyhine rapor tarihi itibariyle bir tarh islemi yapilmasini gerektirmemekle birlikte mükellefin gelecegini, bir baska deyisle mükellefin hukukunu ve ekonomik menfaatini etkiler. Örnegin mükellefin gelecek yila devreden zararini azaltan veya devreden indirilecek KDV’sini azaltan raporlari, bu konuda örnek verebiliriz.

Kisilerin hukuklarini etkiler nitelikte sonuçlar doguran, menfaatlerini ihlal eder nitelikteki idari islemlerin dava konusu edilebilme hakki anayasanin 125. maddesi ile güvence altina alinmistir. Zaten bu sebepledir ki vergi inceleme raporlarinin dava konusu edilemeyecegi yönündeki eski içtihat artik terk edilmis, mükellef aleyhine yeni bir tarh islemi yaratmayan ama onun daha sonraki vergisel yükümlülüklerini etkiler nitelikteki vergi inceleme raporlarinin dava konusu edilebilecegi yönünde içtihat yerlesik hal almaya baslamistir.

Danistay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu’nun E.2005/201, K.2005/308 sayi ve 23.12.2005 tarihli kararinda; “Dava konusu olayda, davali idarenin, kanunlarin kendisine tanidigi yetki çerçevesi içinde yaptirdigi inceleme sonucu düzenlettirdigi raporda, 1998 yilini zararla kapadigini beyan eden davacinin bu yila ait bildirdigi kurum kazanci re’sen belirlenmis, zarari kabul edilmemis, ancak sahip oldugu yatirim indirimi hakki nedeniyle tarhi gereken bir kurumlar vergisi hesaplanmamistir. Ancak, Vergi Usul Kanunu’nun 134 ve müteakip maddeleri geregince ödenmesi gereken vergilerin dogrulugunu arastirmak, tespit etmek ve saglamak amaciyla düzenlenen bu raporun davacinin sonraki yillara sarkan zarar miktari ve yatirim indirimi miktarini dogrudan etkileyecegi açik oldugundan ve vergi dairelerinin Vergi Usul Kanunu’nun 30’uncu maddesine göre düzenlenen rapor gereklerini yerine getirmekle yükümlü olduklari göz önüne alindiginda, daha sonraki yillarda davacinin mali tablolarini etkileyecek bu inceleme sonucunun, ortada tarh ve tahakkuk bulunmadigindan bahisle kesin ve yürütülmesi gerekli bir idari islem olmadigini söylemeye hukuken olanak bulunmamaktadir. Bu durumda, yükümlülerin inceleme dönemine ait ve izleyen yila devreden zarar ve indirim tutarlarinin azaltilmasi yolundaki vergi inceleme raporlari, yükümlülerin haklarini sinirlamalari, daha sonraki dönemdeki vergilendirilmelerini dogrudan etkilemeleri ve yürütülmesi zorunlu nitelik tasimalari nedeniyle idari davaya konu olusturacagindan, aksi görüsle davanin reddi yönünde verilen israr karari hukuka uygun bulunmamistir” gerekçesiyle, ortada idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir islem bulunmadigi sebebiyle vergi inceleme raporunun iptali talebiyle açilan davayi reddeden vergi mahkemesi israrinin bozulmasina karar verilmistir.

Danistay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu E.2006/109, K.2006/290 sayi ve 18.10.2006 tarihli bir baska kararinda da “Dava konusu olayda, davali idarenin, kanunlarin kendisine tanidigi yetki çerçevesi içinde yaptirdigi inceleme sonucu düzenlettirdigi raporda, 2001 yilini zararla kapadigini beyan eden davacinin bu yila ait bildirdigi dönem zarari re’sen belirlenmis, bildirilen zarar tutari kabul edilmemistir. Vergi Usul Kanunu’nun 134 ve müteakip maddeleri geregince ödenmesi gereken vergilerin dogrulugunu arastirmak, tespit etmek ve saglamak amaciyla düzenlenen bu raporun, davacinin sonraki yillara sarkan zarar miktarini dogrudan etkileyecegi ve davacinin sonraki vergilendirme döneminde defter ve belgelerini tesis edilen bu islem dogrultusunda düzenlemesi gerekecegi açik oldugu gibi, vergi dairelerinin de bu rapor dogrultusunda sonraki dönemlerde islem tesis etmek zorunda olmalari karsisinda, davacinin mali tablolarini etkileyecek bu inceleme sonucunun, ortada tarh ve tahakkuk bulunmadigindan bahisle kesin ve yürütülmesi gerekli bir idari islem olmadigini söylemeye hukuken olanak bulunmamaktadir. Bu durumda, yükümlünün inceleme dönemine ait ve izleyen yila devreden zarar tutarlarinin azaltilmasi sonucunu doguran vergi inceleme raporunun gereklerinin yerine getirilmesi yolunda tesis edilen islem, yükümlünün haklarini sinirlamasi, daha sonraki dönemde vergilendirilmesini dogrudan etkilemesi ve yürütülmesi zorunlu nitelik tasimasi nedeniyle idari davaya konu olusturacagindan, aksi görüsle davanin reddi yönünde verilen israr karari hukuka uygun bulunmamistir” gerekçesiyle, bu görüsünü yinelemis, vergi inceleme raporunun dava konusu edilebilecek nitelikte bir idari islem olarak nitelendirmistir.

Hiç süphesiz ki mükelleflerin bu sekilde kendilerine teblig edilen raporu dikkate almayarak, rapor yokmus gibi beyanname verip idarece tarhiyat yapildiginda veya rapor sonrasi beyanlarini ihtirazi kayitla yapmak suretiyle de dava açmalari mümkündür. Ancak bu defa ceza veya gecikme faizi risklerini de üstlenmeleri söz konusu olur.

03.05.2010 | Referans gazetesi