KİRA GELİRLERİNİN GÖTÜRÜ GİDER YÖNTEMİYLE SAPTANMASI

07.03.2017 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 187 görüntülenme YAZDIR

KİRA GELİRLERİNİN GÖTÜRÜ GİDER YÖNTEMİYLE SAPTANMASI

Dünya Gazetesi / 7.2.2017

Geçen yazımda kira gelirlerinin saptanmasında iki yöntemin söz konusu olduğunu belirterek gerçek gider yöntemini tercih edenlerin dikkate alabilecekleri giderleri aktarmıştım. Ancak bu konuda önce bir iki hususu daha ekleyeyim, sonra diğer yöntem olan götürü gider yöntemine geçeyim.

Gerçek gider yöntemini seçenler, kiraya verilen mal veya hakla ilgili olarak ödedikleri gecikme zam ve faizleri ile para cezalarını ve vergi cezalarını, hâsılattan gider olarak indiremezler.

            Bu yöntemi tercih edenlerin kiraya vermiş oldukları yerin konut olması halinde, diğer şartları da varsa, önce Gelir Vergisi Kanununun 21. maddesinde yazılı istisnayı düşmeleri, daha sonra giderleri indirmeleri gerekmektedir. Ancak düşülecek giderler arasından, istisnaya isabet eden kısmın ayıklanması zorunludur.

            Gerçek gider yöntemini tercih ederek beyanda bulunan mükelleflerin, gider veya harcama belgelerini beyannamelerine eklemeleri veya beyannameleri ile birlikte vergi dairesini vermelerine gerek yoktur. Ancak bu yöntemi tercih edenlerin, söz konusu belgeleri, zamanaşımı süresince saklama (VUK md. 254) ve istenildiğinde ibraz etme yükümlülükleri söz konusudur.

            Gerçek gider yönteminin alternatifi ise götürü gider yöntemidir. Bu yöntemde mükellefler, kira gelirlerinin % 25’ini, bir başka deyişle dörtte birini, gider olarak hasılattan indireceklerdir. Bu yöntemde, mükelleflerin gerçekten giderleri olup olmadığı ve/veya belgeleri olup olmadığı sorgulanmaz. Dolayısıyla bu yöntemi seçenler için belge alma, saklama ve ibrazla yükümlü olma durumu da söz konusu değildir. 

            Uygulamada basitlik ve mükellefler için büyük bir kolaylık sağlayan bu yöntem, Maliye Bakanlığınca vergi kaybına yol açan bir yöntem olarak görülüyor olmalı ki, geçtiğimiz yıl görüşe açılan, ancak daha sonra üzerinde daha fazla çalışılabilmesi için Meclise sevk edilmeyen Gelir Vergisi Kanunu tasarısında, bu yöntemin kullanılması ihdas edilen koşullarla zorlaştırılmaktaydı. 17 Mayıs 2016 tarihli DÜNYA Gazetesinde yayımlanan yazımda bu koşulları zaten aktarıp irdelediğimden, tekrar aynı konuya dönmüyorum. Umarım yapılan çalışmalarda bu anlamsız koşullar, yeniden yer almaz.

            İradın tespitinde ister gerçek gider ister götürü gider yöntemi seçilmiş olsun, gerçek veya götürü giderin düşülmesinden önce dikkate alınması gereken istisnanın koşulları ise Gelir Vergisi Kanununun 21. maddesinde yer almıştır.  Maddeye göre her şeyden önce kira gelirleri arasında konut kira gelirinin bulunması gerekmektedir. Bu kira gelirinin 2016 yılı için 3.800 lirası vergiden istisna olacaktır.

                Ancak, ticari, zirai veya mesleki kazancının yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar ile istisna haddinin üzerinde hasılat elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için yer alan tutarı (110.000 TL) aşanlar bu istisnadan faydalanmazlar.

            Öte yandan bu istisnadan kira gelirinin beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde yararlanmak mümkün değildir. Bir başka anlatımla, idarece beyanname verilmediğinin tespiti veya eksik beyanda bulunulduğunun tespiti halinde, tarh edilecek verginin hesabında istisna dikkate alınmaz. Ancak kira gelirini beyan etmeyenlerin, bu durumun vergi idaresinin ıttılaına girmesinden önce pişmanlık yolu ile beyan edenlerin, beyannamelerinde istisnayı dikkate almaları mümkündür.