ÖZELGE KONUSUNDA YENİLİKLER

31.05.2010 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 898 görüntülenme YAZDIR

ÖZELGE KONUSUNDA YENİLİKLER
31 Mayıs 2010, A.Bumin DOĞRUSÖZ

Vergi Usul Kanunun 413. maddesine göre mükellefler, Maliye Bakanlığından veya Maliye Bakanlığının bu hususta yetkili kıldığı makamlardan vergi durumları ve vergi uygulaması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında izahat isteyebilirler.

Aynı maddenin 2. fıkrasına göre yetkili makamlarda, açıklama istenen konularda mükellefe yazılı açıklama vermek zorundadırlar. Bu yazılı açıklamaların uygulamadaki adı “mukteza” veya “özelge”dir.  Aynı konuda açıklama talebi birden fazla ise bu konuda “sirküler” adı verilen metinlerle ortak açıklama da verilebilir.

Bu güne kadar yazılarımızda bu özelge müessesesinin aksayan yönlerini çokça dile getirdik. Nihayet TBMM’ne sunulan Torba Kanun Tasarısında bu konuda bazı düzenleme ve iyileştirmeler yer almaktadır. Bu yazımızda Tasarının özelge müessesesi ile ilgili olarak getirdiklerini aktarmaya çalışacağız.

Bir yazımızda “bağlayıcı özelge” sistemini önermiştik.  Hatta özelgelerin inceleme elemanlarını bağlamamasının sakıncaları sonucunda Yüksek Planlama Kurulu tarafından da  İstanbul’un Finans Merkezi Olmasına ilişkin Eylem Planında “etkinleştirilmiş mukteza sistemine geçilmesi” yolunda öneri oluşturulmuştur (2.10.2009 tarihli Resmi Gazete, 2009/31 sayılı YPK Kararı).

Tasarı bu konuda “bağlayıcı özelge” sistemini kabul etmesede, inceleme elemanlarının raporlarının işleme konulmadan önce oluşturulacak değerlendirme komisyonlarında değerlendirilmesini, değerlendirme ölçütlerinden biri olarak da “sirküler ve özelgelere uygunluğunu getirmektedir. İnceleme Elemanı ile değerlendirme komisyonu arasında görüş ayrılığı olan hallerde ise konu Merkezi Değerlendirme Komisyonuna gidecektir. Değerlendirme komisyonlarında bir özelgenin hatalı olduğu sonucuna varılırsa konu değerlendirme komisyonu ile özelgeyi veren komisyonun üyelerinden oluşan karma komisyonda değerlendirilecek ve bu komisyonun kararı inceleme elemanını bağlayacaktır. Bu getirilen yol biraz uzun ve karmaşık olsa ve içerisinde mükellefe hiç yer vermese de, özelge müessesesine biraz daha ciddiyet kazandıracak ve özelge alanları biraz daha güvenceye kavuşturacaktır.

Özelge talebi harca bağlanmaktadır. Bu konuda uzun bir süredir tartışılmakta idi. Bizde bir yazımızda, özelge müessesesinin Vergi Usul Kanununa girmesinden bu yana mali konularla ilgili mesleklerin yasal düzeyde oluştuğunu, müşavirlik müessesesinin geliştiğini, onların çözmesi gereken konuların İdareye ücretsiz çözdürülmesinin veya meslek mensuplarının kendi sorumlulukları ile konulara yaklaşmaları yerine İdareden çözüm yolu almalarının hem yanlış olduğunu hem de bu mesleklerin gelişmesini engellediğini yazmıştık.  Zaten bu nedenlerledir ki OECD ülkelerinin pek çoğunda “her konuda özelge” sisteminden, “sınırlı konularda özelge” sistemine geçilmiş ve her konuda özelge verilebilmesi usulü terk edilmiştir. Tasarı ile “her konuda özelge” sistemi sürdürülmekle birlikte, pek çok OECD ülkesinde olduğu gibi, özelgenin ücret veya harç karşılığı verilmesi kabul edilmiştir. Yani idarenin bir özel konuda, mükellefe ve müşavirine hukuki güvence sağlamak üzere “bedava” çalıştırılması sistemi nihayet terk edilmektedir.

Tasarıya göre özelge taleplerinde sermaye şirketlerinden 2.000 TL., gelir veya kurumlar vergisinin dar mükelleflerinden 1.500 TL., sermaye şirketleri dışındaki 1. Sınıf tüccardan ve serbset meslek erbabından 1.000 TL., 2. Sınıf tüccardan ise 200 TL. harç alınacaktır.

Bu arada konuyu düzenleyen Tasarının 22. Maddesinde “tüccarlardan” söz edilmekteyse de tüccar kelimesi zaten çoğuldur. Bu nedenle Türkçede “tüccarlar” diye bir kelime yoktur. Tekili “tacir”dir.

Ancak buradaki amacın hazineye gelir temin etmekten ziyade, özelge taleplerini kısmak ve tereddüte düşülen en basit, hatta cevabı genel tebliğlerde açıkça yazılı konularda bile özelge talep edilmesinin önüne geçilmek olması dolayısıyla, harç tutarının buna göre belirlenmesi gerekmektedir.

Ancak harç, taleple birlikte yatırılacağı için, özelgenin ne sürede verileceği, özelge verilmemesi veya yanlış verilmesi yahut ilgisiz şekilde verilmesi halinde ne olacağı soruları da, kendiliğinden akla gelmektedir.

Tasarıya göre artık, Gelir İdaresi Başkanlığında üç daire başkanının katılımı ile oluşacak bir komisyon tarafından verilecek özelgelerin,  yanlış olması halinde mükelleflerden veya sorumlulardan, cezanın dışında gecikme faizi de aranmayacaktır. Ancak bu düzenleme yaslaştığı takdirde geçmişte verilmiş özelgeleri de kapsayacaktır.

Referans Gazetesi 31.5.2010