KURUMLAR VERGİSİ BEYANI ve YATIRIM İNDİRİMİ

01.04.2010 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 815 görüntülenme YAZDIR

KURUMLAR VERGİSİ BEYANI ve YATIRIM İNDİRİMİ
1 Nisan 2010, A.Bumin DOĞRUSÖZ

Anayasa Mahkemesi yatırım indirimi konusunda Gelir Vergisi Kanununun geçici 69. maddesinde yer alan  “sadece 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait” ibaresini iptal ederek, kazanılmış yatırım indiriminden yararlanma hakkını yok eden, hukuk güvenliği ilkesine aykırı düzenlemeyi iptal etmiştir. İstisnaya konu iktisadi kıymete ilişkin harcamaların yapıldığı yılda başlanması ve indirilecek tutara ulaşılıncaya kadar devam olunması biçimindeki yatırım indirimi istisnası, bu istisnadan yararlanmaya zamanında yürürlükteki mevzuata göre hak kazananlar için yeniden canlanmıştır.

Anayasa Mahkemesi bu kararı ile ayrıca 5479 sayılı Kanununun, yatırım indirimi düzenlemesini 1.1.2006 tarihinde yürürlükten kaldıran düzenlemesini de iptal etmiştir. Böylece yatırım indirimi istisnasının yürürlükten kalkma tarihi 5479 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 8.4.2006 tarihine taşınmıştır. Böylece mükelleflerin 8.4.2006 tarihine kadar yapmış oldukları ve Gelir Vergisi Kanununun 19. Maddesi kapsamında bulunan yatırımları, 1.1.2006 tarihinden önce başlayan yatırımlarla bir bütünlük oluşturmasa dahi yatırım indiriminden yararlanır hale gelmiştir.

Bu iptal kararları, önce Anayasa Mahkemesince Maliye Bakanlığına 15.10.2009 tarihinde bildirilmekle aleniyet kazanmış, daha sonrada 5 Ocak 2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

Buraya kadar yazdıklarımızı daha öncede yazmıştık. Bu defa konuyu yıllık kurumlar vergisi beyannamesi açısından değerlendirmek istiyoruz.

Mükellefler, iptal kararının yayımlandığı tarihten sonra verecekleri bütün beyannamelerinde, bir başka deyişle hem geçici vergi hem de yıllık beyannamelerinde bu indirim haklarını kullanabilirler. Çünkü, beyanname tarihinde, bu indirim hakkını engelleyen bir mevzuat düzenlemesi artık kalmamıştır. Öte yandan bu indirim hakkını kullananlara, yorum yolu ile bir tarhiyatta yapılamaz. Çünkü beyanname tarihi itibariyle tarhiyata esas alınabilecek bir yasal dayanak kalmamıştır.

Yazılı olarak her hangi bir metinde rastlayamamakla birlikte Maliye Bakanlığının, Anayasa Mahkemesi Kararı geriye yürütülemeyeceği, Kararın Ocak ayında yayınlanması sebebiyle 2009 yılı kazançlarından yatırım harcamalarının indirilmesinin mümkün olmadığı, bu harcamaların ancak 2010 yılı kazançlarından indirilebileceği görüşünü benimsediği çeşitli çevrelerce ileri sürülmektedir. Hatta benimde konuşmacı olduğun bir panelde Vergi Dairesi Başkanlığını temsil eden bir konuşmacı da bu görüşü, “şifahi mukteza” diye aktardı. Böyle bir görüşün her hangi bir hukuki değeri, bize göre yoktur.

Kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin kararının aleniyet kazanmasından sonra, ihtirazi kayıtla verilmiş geçici vergi beyanları dolayısıyla yapılan tahakkuklara karşı açılan davalarda mahkemeler, tahakkukları pek yerinde ve haklı olarak iptal ederken; 2009 kazançlarının vergilendirilmesinde yatırım indiriminin dikkate alınmayacağını savunmak mümkün değildir.

Devreden yatırım harcamaları ve dolayısıyla mahsup olanağı olup da 2009 yılında bu indirimi düşmeyenler 2010 yılında düşme olanaklarını riske sokarlar. Zira bu defa gelecek yıl Bakanlığın veya Yargının “2009 yılında istisnadan yararlanmayanlar bu haklarından feragat etmiş kabul edilirler ve 2010 kazançlarından düşemezler” şeklinde bir yorumu benimsemeleri pek muhtemeldir.

Ancak Anayasa Mahkemesi Kararının yaşama geçirilebilmesi için, kişilerin kendi anlayışlarında beyanname verme haklarını ortadan kaldıran ve beyan sisteminin özüne aykırı “totaliter e-beyanname”de, bu konuda satır açılması ve ayrıca bu indirimden yararlanıp da sonrasında matrah kalanlara uygulanacak vergi oranını % 30 olarak dikkate alacak bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Bu yapılmadığı takdirde, aradaki fark vergi için vergi idaresine dilekçe vererek farkın tahakkuk ettirilmesi de unutulmamalıdır.

Burada artık, Anayasa Mahkemesi kararının yaşama geçirilmesi bir Kanuna veya bir Genel Tebliğe ihtiyaç göstermese de, Maliye idaresinin hiç olmazsa bir sirkülerle bu konudaki karışıklıkları gidererek görüşünü açıkça ortaya koyması gerekmektedir.

Referans Gazetesi 1.4.2010