Haksız çıkma zammı Anayasa Mahkemesi’nde

19.11.2009 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 871 görüntülenme YAZDIR

Haksız çıkma zammı Anayasa Mahkemesi’nde
19 Kasım 2009, A.Bumin DOĞRUSÖZ

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58. Maddesi’nin beşinci fıkrasına göre, ödeme emrine karşı dava açan ve “Davasında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki davanın reddolunduğu miktardaki amme alacağı yüzde 10 zamla tahsil edilir”. Bu zamma uygulamada verilen genel ad, “haksız çıkma zammı veya tazminatı”dır. Haksız çıkma zammı, ödeme emri aleyhine dava açan hemen herkese, idare tarafından davanın aleyhine sonuçlandığı tutar üzerinden uygulanmaktadır. Dolayısıyla kısmen haksız çıkanlar, davayı kaybettikleri tutar üzerinden bu zammı veya tazminatı ödemek durumunda kalmaktadırlar. 
Kamu alacaklarında haksız çıkma tazminatı konusunu daha önce birkaç kez bu köşede irdelemiştim. Yazılarımda da bu düzenlemenin anayasaya aykırı olduğu savunmuştum. Yazılarımda kısaca şunları söylemiştim:
Haksız çıkma tazminatı bugünkü haliyle ve kanaatimizce anayasaya aykırıdır. Zira gerek düzenleme gerekse uygulama haksız çıkma tazminatını, dava açmanın cezası haline getirmiş ve söz konusu tazminata kişileri yargı haklarını kullanmaktan caydırıcı bir işlev yüklemiştir. 
Yaptırımla karşılaşma riski ile kişilerin yargı haklarını kullanmamalarının özendirilmesi veya caydırılması ise hak arama özgürlüğünü sınırlandırır ve hukuk devletinin gerçekleşme aracı olan “idari işlemlerin yargı denetimine tabi olması” ilkesini zedeler. Üstelik sadece davacının haksız çıkması halinde bu tazminatı ödemek durumunda kalması, haklı çıkması halinde ise haksız işlem yapan idarenin tazminat ödemesinin yasada öngörülmemiş olması da ayrı bir eşitsizliktir. 
Bu tazminatın istenebilmesi için Vergi Mahkemesi kararının kesinleşmesinin gerekmesine rağmen, çoğu zaman idare bunu dahi beklememekte, bir başka deyişle temyiz neticesi gelmeden bu tazminatı talep etmektedir. Bu da idarenin de bu düzenlemeye “yargıya başvurmanın cezası” gözü ile baktığını göstermektedir. 
Ancak bir davada bu konuda yapılan anayasaya aykırılık iddiası İstanbul 9. Vergi Mahkemesi’nin 15.10.2002 günlü ve E. 2002/1153, K. 2002/1285 sayılı kararıyla ciddi bulunmamış ve konu Anayasa Mahkemesi’ne taşınamamıştır. Bu karar Danıştay 4. Dairesi’nin E. 2002/4562 K.2003/2482 sayı ve 21.10.2003 tarihli kararı ile onanmıştır. Ancak her iki kararda da ciddi bulmamanın gerekçesi yer almamıştır.
Haksız çıkma tazminatının özel hukuk ve alacaklardaki izdüşümü icra inkâr tazminatıdır. Ancak oradaki oran yüzde 10 değil, yüzde 40’tır. İcra Hukuku’na göre alacaklının yaptığı takibe borçlunun itirazı halinde, Mahkeme (icra mahkemesi veya görevli adli mahkeme) tarafından borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. (İcra İflas Kanunu 67, 68).
Kamu alacakları ile ilgili olarak 58. maddenin de benzeri şekilde olması gerektiğine inanıyoruz. Şöyle ki; bu tazminata ancak, borçlunun kötü niyetli olduğu hallerde ve davasının haksız olduğu durumlarda, borçlunun durumuna göre kanunda belirtilen üst sınıra kadar olmak kaydı ile hâkim tarafından, diğer tarafça talep edilmiş olunması halinde hükmedilmelidir. Hatta bu konuda hâkime, idarenin haksız çıkması halinde idareyi de borçlu lehine aynı ödemeyi yapmaya mahkûm etme yetkisinin de tanınması gerekir. Hem adalet bunu gerektirir hem de böylece idare, yapacağı inceleme ve takiplerde daha dikkatli olur. 
Hatta bir yazımızı şöyle bitirmiştik: “Hakkında haksız çıkma tazminatı talep edilenlerce, bu talebin anayasaya aykırılık iddiası ile dava konusu yapılmasında yarar vardır. Elbet bir mahkeme, bu iddiaları ciddi bularak konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacaktır.” 
Nihayet bir mahkeme, İstanbul 2. Vergi Mahkemesi 6183 Sayılı Kanunun 58. Maddesi’nin söz konusu beşinci fıkrasını anayasal denetimden geçirmek üzere Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. 
Anayasa Mahkemesi, 5 Kasım tarihli toplantısında ilk incelemesi yapılan başvurunun E. 2009/83 sayılı dosya olarak esastan incelemeye alınmasına karar verdi. Şimdi söz Anayasa Mahkemesi’nde.
Ne dersiniz? Galiba yine haklı çıkacağız.

19.11.2009 | Referans Gazetesi