KRİZ VE KAYIT DIŞILIK

27.05.2010 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 803 görüntülenme YAZDIR

KRİZ VE KAYIT DIŞILIK
27 Mayıs 2010, A.Bumin DOĞRUSÖZ

Her yıl Mayıs ayında Türkiye’deki üniversitelerin maliye bölümlerinde görev yapan öğretim elemanları geleneksel olarak toplanarak belirlenen bir konu üzerinde sempozyum şeklinde tartışmalar yapmaktadır. Bu toplantılar, hem çeşitli üniversitelerde görev yapan öğretim elemanları arasındaki bağın güçlenmesine hemde fikir alışverişi yapılarak Türk maliye ve mali hukuk bilimlerinin gelişmesine hizmet etmektedir.

Bu yıl 25’incisi düzenlenen sempozyum Antalya’da “Kriz Ortamında Vergi Politikalarının Değerlendirilmesi” konusunda Gazi Üniversitesinin ev sahipliğimde geçtiğimiz Salı günü başladı ve yarın sona erecek. Bu toplantıdaki tartışma konularını ve sunulan tebliğlerde işlenen konuları sırası geldikçe aktarmaya çalışacağım.

Bu günkü yazımda bu sempozyumun panelinde söz etmek istiyorum. Panelin konusu “Kriz Ve Kayıt Dışılık İlişkisi”ydi.

Panelde ilk konuşmayı yapan Bankalar Arası Kart Merkezi Genel Müdürü Sertaç Özince’nin aktardığına göre pos cihazı sayısında Avrupada birinci, banka kartı sayısında Avrupada ikinci, kredi kartı sayısında Avrupada üçüncü olan Türkiye’nin krizi az hazarla atlatmasında banka ve kredi kartlarının rolü yadsınamaz. Özince’nin Merkezin Gazi Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü ile birlikte yaptığı bir araştıramaya göre, kriz döneminde kredi kartı harcamaları artmışsa da bu artış mal talebi istikrarının sağlanması açısından dengeleyici bir rol oynamış ve hane halkları krizde oluşan toplam tüketici kredisi ihtiyaçlarının % 10’unu kredi kartları ile karşılamış. Özince, kredi kartlarının kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınmasında en önemli araç olduğunu haklı olarak vurguladıysa da, krizin yarattığı kart mağdurlarını bir kenara bıraksak bile, bankaların kredi kartlarını rastgele ve talep olmadan dağıtmasının, bankaların aidat, kart bedeli, faiz gibi sorunları çözmeden kredi kartlarının istenen başarıyı yakalaması zor. Ancak Maliye İdaresinin kredi kartlarını izlemesi ile pek çok işletmeyi satışları ve hasıları bakımından daha rahat izler hale geldiği de açık. Kredi kartı uygulamasının kayıt dışı ekonomi ile mücadelede istenen başarıyı yakalaması, sözü edilen  sorunların çözülmesinin yanı sıra teşvik edilmesine de bağlı. Bu konuda Özince’nin başlıca önerileri ise, kredi kartlı satışlarda KDV’nin bir veya iki puan indirimli uygulanması, ekstre veya kart harcamaları üzerinden iade veya prim uygulanması veya kartlı harcamaların belli bir yüzdesinin gelir vergisi beyannamesinde ayrıca indirim konusu yapılması. Üzerinde durularak tartışılması gereken bu önerilere Maliye Bakanlığı ne kadar sıcak bakar, bilmiyorum.

Panelin ikinci konuşmacısı Vergi Konseyi Başkanı Mustafa Uysal’dı. Vergi Konseyinin 30.000 adam/saat çalışarak hazırladığı Gelir Vergisi Kanununun bir kenarda bekletilmesini eleştiren Uysal, vergi sisteminin ithalata dayalı vergilere ve dolaylı vergilere ağırlık vermesinin yanlışlığına, bu yanlışlığın en fazla kriz dönemlerinde vergi gelirlerinin azalması şeklinde olumsuz etki yarattığına değinerek, sistemin yeniden kurulması gerektiğine işaret etti. Kayıt dışılığın vergi gelirlerini azaltmasının gelir bölüşümünü de olumsuz etkilediğini vurgulayan Uysal, bütün olumsuzluklara karşın, kayıt dışı ekonominin krizlerde olumlu etki yarattığının da görmezden gelinemeyeceğine işaret ederek, işletmelerin kriz dönemlerinde devreye soktukları kayıt dışı birikimlerinin zamanında niçin kayda alınmadığı sorusunun cevabının araştırılması gerektiğini, bu konuda bulunacak cevaplardan birinin de “halkdaki ödenecek vergilerin yerinde harcanmayacağı inancı”nın üzerinde önemle durulması gerektiğini belirtti.

Üçüncü konuşmacı, ev sahibi Üniversitenin Maliye Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şükrü Kızılot’sa kayıt dışı ekonominin kayda alınmasında en önemli aracın belge düzeni olduğuna işaret ederken, belge düzeninin oluşmasında zâfiyet yaratan en önemli hadisenin vergi iadesi sisteminin kaldırılması olduğuna işaret ederek, bu yanlışı telafi etmek üzere bazı ülkelerde uygulanan kazı-kazan ve piyango sistemlerinin uygulanmasını önerdi. Bu konuda denetimin öneminin yadsınamayacak olmasını haklı olarak vurgulayan Kızılot Hoca, denetim elemanı kadrolarının büyük bölümünün yıllardır boş olmasının yanlışlığını, vergi sisteminde oto-kontrol müesseselerinin olmayışını, servet artışı ve harcamaların kaynağının sorgulanamamasını kayıt dışılığı genişleten önemli unsurlar olarak saydı.

Son konuşmacı ise Gelir İdaresinin Başkanı Mehmet Kilci’ydi. Kilci, kayıt dışılığın ve kayıt dışı ekonominin ülke ekonomisi ve toplum yapısında yol açtığı tahribatı aktardıktan sonra, kayıt dışı ekonomi ile mücadele strateji ve planında değişiklikler yapıldığını aktararak, özellikle vergiye gönüllü uyumu artıracak projeler üzerinde çalıştıklarını, incelenecek mükelleflerin belirlenmesinde risk analizlerini datalara dayalı olarak yaparken, bu gün artık ekonometrik modellerle risk analizi yapar hale geldiklerini, sahte faturayı artık kısa sürede belirleyebildiklerini aktardı.

Kayıt dışılıkla mücadele, sadece Maliye Bakanlığı tarafından yapılacak bir mücadele değildir. Önce siyasetçinin bunun gereğine inanması ve araçlarını sağlaması gerekmektedir. Ondan sonra, bu konuda toplumun tüm kesimlerinde bir ortak mutabakat sağlanarak, Devletin Mali İdarenin dışında başta İç İşleri Bakanlığı ile, polisi ile, jandarması ile, gümrük teşkilatı ile, belediyesi ile sivil toplum kuruluşlarının da destek ve yardımı ile bu mücadeleyi yürütmesi gerekmektedir.

Panelden çıkan sonuç nedir derseniz söyleyeyim :

“İleriki yıllarda yapılacak sempozyumlarda da biz bu konuyu tartışmaya devam ederiz.”

Referans Gazetesi 27/5/2010