Aramalı incelemenin incelikleri

24.12.2009 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 1127 görüntülenme YAZDIR

Aramalı incelemenin incelikleri
24 Aralık 2009, A.Bumin DOĞRUSÖZ

Vergi idaresinin mükellefler veya vergi sorumlularınca ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırmakta, tespitte ve sağlamakta en önemli aracı, vergi incelemesidir. Vergi incelemelerinin Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen olağan yollarla yapılması, bazen incelemenin yukarıda bahsettiğimiz amaçlarının gerçekleşmesine yetmeyebilmektedir. Bu gibi durumlarda ise gerekli delillere ve matrah takdiri için gereken donelere ulaşmakta başvurulan yol, aramalı inceleme yoludur. 
Ancak arama müessesesi, sadece vergi hukuku ile ilgili bir konu olmayıp, aynı zamanda anayasa ile güvenceye bağlanmış birçok hak ve özgürlük ile de yakından ilgili ve onların özüne dokunan bir müessesedir. Bu hak ve özgürlüklerin başında ise kişi dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı koruma hakkı, konut dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği ve dokunulmazlığı gelmektedir. Zaten bu yüzden Vergi Usul Kanunu aramalı incelemenin inceleme kısmına ağırlık vererek düzenleme getirmiş, arama konusundaki ayrıntıların düzenlenmesini Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) bırakmıştır. Herhalde bu sebeple olsa gerek, arama müessesesi, ceza usul hukukçularınca yeterince incelenmesine karşılık vergi hukukçularınca fazla ayrıntılı olarak ele alınmamıştır. Biraz da bu yüzden, inceleme elemanlarınca zaman zaman başvurulan arama müessesesini vergi hukuku gözü ile biraz irdeleyelim istedik. 
İncelemeli arama yoluna ancak mükellefin vergi kaçırdığına delalet eden emareler bulunursa başvurulabilir ve böyle bir durumda mükellef veya kaçakçılıkla ilgili görülen diğer şahıslar nezdinde arama yapılabilir. Bu nedenle bu yola sadece, Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde hürriyeti bağlayıcı ceza ile yaptırımlanan fiillerin varlığına delalet eden emarelerin bulunması halinde gidilebilir. Bu madde kapsamına girmeyen diğer vergi ziyaına yol açan (idari para cezası ile yaptırımlanan) filler için aramalı inceleme yoluna gidilemez. 
Arama ancak inceleme elemanlarınca yapılabilir. Ancak bu aramanın yapılması, sulh ceza hâkiminin iznine bağlıdır. Ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısından da bu izin alınabilir. Her ne kadar CMK’da savcıya ulaşılamayan hallerde kolluk amirinin yazılı izni ile de arama yapılabileceği düzenlenmişse de bu yol aramalı incelemelerde kullanılamaz. Sulh ceza hâkiminin ancak suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa verebileceği arama kararında; arama nedenini oluşturulan fiil, aranacak kişi ve yerlerin açık adresleri ile kararın geçerlilik süresinin yazılı olması zorunludur. 
Arama kararının verilmesinden sonra şüphelinin üstü, eşyası, konutu, işyeri ve ona ait diğer yerler aranabilir. Ancak avukatların büroları ve konutları, ancak arama kararında belirtilen sebeple ilgili olarak ve savcı denetiminde baro başkanının veya vekilinin katılımı ile aranabilir ve vergi incelemesi gerekçesiyle yapılan bir aramada avukatın üstü aranamaz. Avukatla müvekkili arasındaki mesleki ilişkiye ait şeylere el konulamaz. 
Arama gece yapılamaz. Gece, güneşin batışından bir saat sonra başlar ve güneşin doğumundan bir saat önce biter. Ancak gündüz başlamış aramaya gece devam edilebilir. 
Aranacak yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilir. Kendisi bulunmazsa temsilcisinin veya ayırt gücüne sahip hısımlarından birinin yahut kendisiyle birlikte oturan veya komşusu konumunda olan birinin hazır bulundurulması zorunludur. Kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz. 
Şüpheli veya sanıkla avukatı (stajyeri ile yardımcısı dahil) veya mali müşaviri arasındaki mektup ve belgelere, bu kimseler nezdinde bulundukları sürece el konulamaz. 
Arama neticesinde el konulan defter ve belgeler üzerindeki incelemenin üç ay içerisinde bitirilmesi zorunludur. Ancak incelemenin haklı sebeplerle bu süre içerisinde bitirilememesi halinde bu süre her defasında üçer ay olmak üzere arama kararını veren sulh ceza mahkemesince uzatılabilir. Ancak bu uzatma kararının bize göre ilgilisine de tebliği ve itiraz hakkının tanınması gerekir. 
Defter ve belgelerin muhafaza altına alınmış olması, süresi gelen vergi beyannamelerinin verilmesi ödevini kaldırmaz. Mükellef beyannamesini düzenleyebilmek için gerekli bilgileri defter ve belgelerinden, ilgili memurun huzuruyla suret veya kayıt olarak alabilir. Ancak defter ve belgelere el konulduğu tarihten vergi beyannamesinin verileceği tarihe kadar olan süre bir aydan az ise beyanname verme süresi kendiliğinden bir ay uzar ve ek süre bu müddetin sonundan başlar. 
Defter ve belgelerin incelenmesi sırasında kanuna aykırı görülen olaylar ve hesap durumları, mükelleflerin itirazlarını veya ihtirazı kayıtlarını yazma hakkına sahip olduğu bir tutanakla tespit olunur. Mükellef bu tutanakları imzadan çekindiği takdirde, söz konusu olayları ve hesap durumlarını ihtiva eden defter veya belgeler arama konusu ile ilgili vergi ve cezalar kesinleşinceye kadar kendisine geri verilmez. Ancak ilgililer bu tutanakları her zaman imzalayarak suç delili oluşturmayan defter ve belgelerini geri alabilirler. 
Vergi Usul Kanunu arama ve el koymayı defter ve belgeye bağlayarak düzenlemiştir. Ancak pek çok mükellefin kayıtlarını bilgisayar ortamında izledikleri, her zaman düzenli olarak deftere bastırmadıkları da bilinen bir gerçektir. Ayrıca bazen defterlerde bulunmayan bilgi ve kayıtlara bilgisayarlarda rastlanabilmektedir. Bilgisayarlara, programlarına ve kayıtlarına el konulması ise özel usullere tabi tutulmuştur. Bu konuyu ise köşemizin sınırları dolayısıyla bir başka yazımıza bırakıyoruz.

24.12.2009 | Referans Gazetesi