SERBEST MESLEKTE KDV ISTIRABI ISRARLA SÜRDÜRÜLÜYOR

06.12.2016 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 533 görüntülenme YAZDIR

Serbest meslekte KDV ıstırabı ısrarla sürdürülüyor

DÜNYA GAZETESİ / 6.12.2016

Serbest meslek kazancı, serbest meslek faaliyetlerinden elde olunan kazançtır. Serbest meslek faaliyeti ise, sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. Bu faaliyet, vekâlet, eser veya danışmanlık sözleşmesine yahut elverişli bir sözleşmeye (ki bu sözleşme karma veya atipik bir sözleşme de olabilir) dayalı olarak, belli bir edim şeklinde yapılabileceği gibi, danışmanlık gibi süreklilik de arz edebilir. .

Serbest meslek hizmetinin verilmesi karşılığında elde edilen kazanç Gelir Vergisi Kanunu’na (GVK) tabi olmaktan başka, bu hizmet karşılığında alınan bedeller de Katma Değer Vergisi Kanunu’na (KDVK) da tabidir. GVK kazancın vergilendirilmesini “fiilen elde etme” koşuluna bağlamıştır. Buna karşılık KDVK hizmet sunumlarında verginin doğumunu, hizmetin ifa edilmiş olmasına bağlamıştır.

İki kanunun vergiyi doğuran olayı, aynı hizmette aynı kişi için farklı esaslara bağlaması uygulamada zaman zaman duraksamalara ve ihtilaflara yol açmaktadır. Şöyle ki; özellikle yıllık sözleşme ile defter tutmayı ve mali tablolar ile döneme ait beyannameleri hazırlamayı belli bir bedelle (aylık taksitler halinde oniki taksitte) üstlenen serbest meslek erbabının bazı aylar ücretini tahsil edememesine rağmen, o aylarda da hizmetin verildiği gerekçesi ile KDV ödemeleri istenilmekte, ödemeyenler hakkında da cezalı tarhiyatlar yapılmaktadır.

Bu sorunu ilk dile getirdiğimde yıl 2000 idi. Benden önce de sonra da pek çok kişi yazdı, konu pek çok yargı kararına konu oldu. Oysa bir torba kanuna konulacak bir hükümle kolaylıkla çözülebilecek bu sorun hala devam ediyor. KDVK md. 4’e, “Hizmetin serbest meslek erbabı tarafından dönemsel olarak sunulduğu hallerde vergi, ilgili dönem ücretinin tahsil tarihinde doğar” şeklinde bir fıkra eklenmesi sorunu çözecektir.

Bence en doğru çözüm budur. Çünkü, İki kanun arasındaki vergiyi doğuran olay belirlemesinin farklılığından kaynaklanan bu uyumsuzluğu giderecek hareket noktasının, yine bu kanunlardan birine göre belirlenmesi gerekir. Bizce burada hareket noktasının GVK olması gerekir. Zira KDVK serbest meslek hizmetinin ifasını konusuna dâhil etmekle birlikte, serbest mesleğin, serbest meslek erbabının ve serbest meslek hizmetinin tanımını yapmamış, bu konularda Gelir vergisine atıf yapmıştır. Dolayısıyla hareket noktasının GVK gerekir.

Öte yandan KDVK, öz ve ekonomik gerçeklik kadar, şekle de önem veren bir kanundur. Nitekim üstlenilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılması, sağlıklı belgede gösterilmesi (hatta bu da yeterli değildir. Belgenin de deftere kaydedilmiş olması gerekir) koşuluna bağlanmıştır. KDV’nin hesaplanması da, belgenin varlığına bağlıdır. Zaten belge yoksa, katma değer vergisinin yayılılık özelliği ve indirim mekanizması çalışmaz. O halde serbest meslek erbabında KDV hesaplanabilmesi, müşterisinde de bu verginin indirim mekanizması içerisinde değerlendirilebilmesi için, belgenin düzenlenmiş olması gerekir. Bu durumda cevabı aranması gereken soru, meslek erbabının belge düzenleme zorunluluğunun ne zaman doğduğudur. 
Serbest meslek erbabının belgesi, serbest meslek makbuzudur. Bu belge, tahakkuk ilkesinin bir eseri olan fatura’da farklı bir niteliğe sahiptir ve adı gibi sadece bir makbuz’dur. Makbuz ise, bedel tahsil edildiğinde düzenlenir. Bir başka anlatımla serbest meslek erbabı, bu makbuzu, gelir vergisi açısından vergiyi doğuran olay gerçekleştiğinde, tahsil esasında geliri elde ettiğinde düzenlemek durumundadır. Dolayısıyla serbest meslek erbabı, hizmetini ifa etmiş olmasına rağmen, gelirini (hizmetinin bedelini) elde etmedi ise, makbuz düzenlemek zorunluluğu yoktur.

Netice olarak, serbest meslek makbuzunun yokluğu ve düzenleme zorunluluğunun bulunmadığı hallerde, katma değer vergisi de doğmaz.

Bu görüş, sağlıklı bir belge düzeninin kurulması açısından da yerindedir. Zira bedel tahsil edilmeden KDV’nin doğacağı kabul edilirse, KDV’nin belgesiz beyan edilmesi gerekecek, müşteri tarafından indirim konusu yapılamayacak, serbest meslek erbabının KDV beyannamesi ile geçici tır. Bu noktada serbest meslek erbabı belge düzenleyip müşterisinin defterine de işleyemez. Çünkü böyle bir durumda alacağı için icrai takip ve tahsil yeteneğini kaybeder. İleride tahsilat yapıldığında belgenin KDV’siz düzenleneceği görüşü de savunulamaz. Çünkü bu durumda da müşteri söz konusu vergiyi indirim konusu yapamaz. Ayrıca belge düzenlenmesi ile birlikte stopaj sorunu da doğar.

Öte yandan idare de, bilincinde olduğu bu sorunu, çözümün ancak kanunla giderilebilecek olması dolayısıyla, kendince garip ve VUK ile bağdaştırılması zor bir şekilde çözmeye çalışmaktadır. Nasıl mı? O da gelecek yazımızda.