VERGİ CEZA SİSTEMİ AKSIYOR

23.01.2018 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 189 görüntülenme YAZDIR

Vergi ceza sistemi aksıyor

 

Dr. A. Bumin DOĞRUSÖZ

Dünya Gazetesi / 23.1.2018

 

Pek fazla itibar görmese de ben ısrarla yazıyorum. Vergi Usul Kanunu (VUK) ceza sistemi sorunludur, haksızlıklara yol açmaktadır. Hele hürriyeti bağlayıcı ceza ile yaptırımlanan düzenlemesinin mutlaka gözden geçirilmesi gerekmektedir. Haksızlıklara, gereksiz yargılanmalara yol açmaktadır. Bu konularda pek çok yazım var.

Yasal düzenlemelerin içerdiği sorunlara bir de uygulamada karşılaşılan sorunlar da eklenince, mükelleflerin karşılaştığı isyan ettirici haksızlıklar giderek çoğalmaktadır.

Uygulamada atıf yoluyla hazırlanan raporlar, mükellefe tebliğ edilmeyen atıf yapılan raporlar, vergi tekniği raporlarının mükelleflerden gizlenmesi, yeterince delillendirilmeyen ve taraflar arası ilişkiyi irdelemeyen raporların sayısı giderek artmaktadır.

Ancak bunlara bazen şaka gibi olaylar da eklenmektedir.

Bunlardan birini geçtiğimiz yıllarda yazmıştım. O olayda, inceleme elemanı mükelleften mükellefiyeti terk ettiği yılı izleyen yıla ilişkin defterinin ibrazını istemiş, daha sonra da ibraz etmeme dolayısıyla suç duyurusunda bulunmuş, mahkeme de kişiyi olmayan defterini ibraz etmemeden mahkûm etmiş idi. Neyse ki Yargıtay temyiz aşamasında durumu fark etmiş, “kişi artık mükellef değil ki, defteri olsun, olmayan defter nasıl ibraz edilir” diye kararı bozmuş ve kişi beraat etmişti.

Yeni bir olayla daha karşılaştım. Bir benzin istasyonunu inceleyen inceleme elemanı, istasyonun alışlarının sorunlu olması, bir kısım alış faturalarının olmaması ve muhasebesinin düzensizliği dolayısıyla rapor yazıyor. Raporunda, “alışları olmadığına göre satışları da sahtedir” sonucuna varıyor ve buradan benzin alanların incelenmesini istiyor. Pek çok nakliyeci mükellefe “sahte belge kullanma” raporu yazılıyor. Yazılma gerekçesi, benzin istasyonu hakkında hazırlanmış rapor. Bu raporlarda nakliyeci ile istasyon arasındaki ilişki, ödeme şekli, nakliyecinin gittiği yol, taşıma irsaliyeleri, başkaca yakıt faturası olup olmadığı gibi konular tabii ki incelenmeksizin, ilk rapora atıfla nakliyecilere raporlar yazılıyor, suç duyurusunda bulunuluyor ve başlıyor ceza yargılamaları.

Ancak aradan iki yıl geçtikten sonra bir sebeple benzin istasyonunun aynı dönemi tekrar incelemeye alınıyor. İnceleme elemanı aynı, mükellef aynı, vergi aynı, dönem aynı. Bu defa istasyon hakkındaki EPDK raporları, alışlarına ilişkin belgeleri, arada verdiği pişmanlık beyanları dikkate alınarak, İnceleme Elemanı ilk raporundaki görüşünü değiştiriyor ve düzenlediği belgelerin sahte olmadığına hükmediyor. Yani Raporunu düzeltiyor. Olamaz mı? Olabilir.

Ancak bu arada inceleme elemanının ilk raporuna göre nakliyeciler sahte belge kullanmaktan yargılanmaya devam ediyor. Çünkü ne mütalaa makamı mütalaasını geri alıyor, ne de vergi dairesi durumu ceza mahkemelerine bildiriyor.

Şimdi merak ediyorum, nakliyeciler bir de mahkûm olursa ne olaca? Çünkü pek çok nakliyecinin 2. rapordan haberi yok.

Bir başka olay. Basına yansımış olay. Çünkü aralarında bazı sanatçılar da var. Bir muhasebeci, defterini tuttuğu kişilerden vergi dairesine yatıracağım diye paraları alıyor, sonra mükelleften habersiz defterlere sahte belgeler ekleyip, bu belge tutarlarına tekabül eden vergileri cebe indiriyor. Bu muhasebeci ile ilgili mükellefteler savcılığa suç duyurusunda bulunuyor. Ama inceleme elemanı, “ceza davası suçu işleyen aleyhine açılır” mealindeki VUK 333/son hükmüne rağmen, sadece mükellef hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Bakalım ne olacak? Mükellef beraat ederse, muhasebeci de zamanaşımından kurtaracak.

İşin bir diğer ilginç yanı, bu muhasebeci ile ilgili basında pek çok haber çıkmasına rağmen, meslek odaları re’sen disiplin soruşturması açmıyor. En azından, vergi ve SGK primlerini yatırmak üzere müşteriden para tahsilini yasaklayan meslek kuralı ihlal edilmiş. Her halde gazete okumuyorlar.

Neyse?

Ben yine yazacağım, VUK’un ceza hükümlerini yeniden düzenlemenin, uygulamalar ve içtihatlar ışığında ceza sistemini yeniden kurmanın, Kabahatler Kanunu ve Ceza Kanunu düzenlemelerine bakarak kanuna yansıtmanın, bu arada da geçmişi temizleyerek bir beyaz sayfa açmanın gereği artık iyice ortaya çıkmış durumda.