VERGI CEZASININ ÇEVRILMESI

17.06.2010 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1289 görüntülenme YAZDIR

VERGI CEZASININ ÇEVRILMESI
17 Haziran 2010, A.Bumin DOGRUSÖZ

Bu günkü yazimda, tam metnine Yaklasim Dergisinin Haziran 2010 sayisinda rastladigim, sahte ve muhteviyati itibariyle yaniltici belge kullanma fiiline uygulanacak idari para cezalari hakkinda verilmis bir Danistay Kararindan söz etmek istiyorum. Bu Kararin önemi, ceza uygulamasinda bazi ilkeler getirmesi ve dolayisiyla uygulamacilari yakindan ilgilendirmesidir.

Sözünü ettigim Karar, Danistay 9. Dairesinin 27.1.2010 tarihli ve E.2009/2070 K.2010/269 sayili Kararidir. Daire bu Karari ile sahte veya muhteviyati itibariyle yaniltici belge kullanma fiilinin 359. maddeye temas eden bir hâl olmasi nedeniyle üç kat kesilen idari para cezasinin, yargi yerlerince bir kat cezaya çevrilebilecegini hükme baglamanin yani sira bu çevirmeye iliskin ölçütler de belirlemistir.

Kararin dergide de yer alan özetine göre; “KDV indiriminde de kullanilan ancak muhteviyati itibariyle sahte ve yaniltici oldugu saptanan fatura muhteviyati mallari gerçekten satin alan, yani bu mal ve hizmetin isletmesine girdigi ve kullanildigi hususu açikça belli olan ve bu yönden gelir veya kurumlar vergisi yönünden tenkit edilmeyen kisinin, bunun karsiliginda aldigi fatura veya sevk irsaliyesi gibi belgenin, bunu satan kisiye ait olup olmadigini arastirmasi ve bilmesi olanaginin bulunmadigi durumlarda, bu tür sahte veya yaniltici belgeyi bilerek ve isteyerek kullanmadigi ihtimali de her zaman mevcut olabileceginden, sahte ve muhteviyati itibariyle yaniltici olan, ancak faturayi kasitli veya kötü niyetli olarak kullanmadigi anlasilan mükellefler adina kesilecek vergi ziyai cezasinin bir kat olarak uygulanmasi gerekmektedir.”

Yargi yerleri açisindan her hangi bir baglayiciligi olmasa da ve her hangi bir yetkiye dayanmasa da 306 sayili Vergi Usul Kanunu Genel Tebliginde de Maliye Bakanligi, ayni anlayisi benimsemis, sahte ve muhteviyati itibariyle yaniltici olan faturayi kasitli veya kötü niyetli olarak kullanmadigi,  bir baska anlatimla bilerek kullanmadigi anlasilan mükelleflere idari para cezasinin bir kat olarak uygulanmasi gerektigini açiklamistir. Bu açidan bakildiginda yargi anlayisi ile idari anlayis örtüsmektedir.

Danistay Dairesi söz konusu içtihadinda cezanin tek kata çevrilmesinin ilk kosulu olarak, elestiri konusu yapilan faturaya konu mal ve hizmetlerin gerçekten alinmis ve kullanilmis olmasini aramaktadir. Bu husus, mükellef hakkinda KDV raporu hazirlanmis olunmasina ragmen gelir ve / veya kurumlar vergisi raporu hazirlanmamis olunmasi ile sabit ve ihtilafsiz olabilecegi gibi, gelir ve / veya kurumlar vergisi raporu hazirlandigi hallerde dahi mükellefler tarafindan ileri sürülerek ispatlanabilir. Bu konuda mükellef envanterine, stok kayitlarina, imalat hesaplarina, resmi idarelere sunulmus istihkak dökümanlarina, alimi elestiri konusu mal olmadan imalatin yapilamayacagina iliskin delillere dayanabilir.

Danistay Dairesi cezanin tek kata çevrilmesinin ikinci kosulu olarak söz konusu içtihadinda, mükellefin mal ve/veya hizmet alimlari dolayisiyla aldigi fatura veya sevk irsaliyesi gibi belgenin, bunu satan kisiye ait olup olmadigini arastirmasi ve bilmesi olanaginin bulunmamasini aramaktadir. Bu husus ise hayatin olagan kosullarinda basiretli bir tacir davranisinin arastirilmasi ve yorumlanmasina iliskin bir ölçüttür. Bu nedenle her bir olay ve dava açisindan ayri ayri degerlendirme gerekmektedir.

Gerçekten, bu güne gerek bilirkisi dosyasi seklinde gerekse baska yollarla bana ulasan pek çok olayda, belgenin kusurlu olmasina ragmen mükellefe bir kusur yüklenmesinin mümkün olmamasina, hatta bir çogunda mükellefin mal veya hizmetin gerçekten alindiginin inceleme elemaninca kabul edilmesine ragmen, ceza üç kat olarak uygulanmistir.

Idari ceza uygulamasinda adalete hizmet etmek üzere çikarilan 306 sayili Genel Tebligin dayanaksizligi ve yetersizligi karsisinda, daha adil ceza sistemine ulasmak bakimindan Danistay Dairesinin pek çok karara emsal alinabilecek aktardigimiz karari, bizce de çok hakli ve yerinde bir karardir. Ancak bu konudaki Danistay ve Yargitay anlayislarindaki farkliliginda giderilmesi gerekmektedir. Yoksa söz konusu yargi manzumelerinin çeliskili içtihatlari giderek artmaktadir.

Burada vergi ceza sistemindeki adaletsizlikleri gidermek için yapilmasi gereken, genel teblig gibi idari düzenlemelere veya içtihatlara umut baglamak yerine, ceza sisteminin yasa koyucu tarafindan gözden geçirilmesi saglamak ve ilgili yasa maddelerindeki (Vergi Usul Kanunu md. 344 ve 359) zaaflari gidermektir.

Bu konulari uzun süredir pek çok yazar gibi dile getirmemize ragmen Torba Kanun Tasarisi, bu sorunlari yine yok saymistir.

Referans Gazetesi  17/6/2010