DAVA BOYUNCA GECIKME FAIZINI DURDURMAK

16.06.2015 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1221 görüntülenme YAZDIR

DAVA BOYUNCA GECIKME FAIZINI DURDURMAK

 

(16.6.2015 tarihli DÜNYA Gazetesinde yayimlanmistir)

 

            6183 sayili Amme Alacaklarinin Tahsil Usulü Hakkinda Kanununun 47. maddesinde, amme alacaklarinin rizaen ödenmesine iliskin olarak, “orantililik ilkesi” getirilmistir. Bu ilkeye göre yapilan ödemeler, alacakli idare tarafindan, borçlunun amme borçlarina ve bu borca bagli fer’ilerine orantili olarak kabul edilmektedir. Örnegin aleyhine cezali tarhiyat yapilan mükellefin vergi dairesine 10.000 TL vergi asli, 17.500 TL vergi cezasi ve 22.500 TL gecikme faizinden olusan toplam 50.000 TL borcunun olustugunu varsayalim. Bu mükellef, borcunun 30.000 TL kismini ödemek istediginde yaptigi ödemenin, % 20’si olan 6.000 TL vergi aslina, % 35’i olan 10.500 TL cezaya, % 45’i olan 13.500 TL de gecikme faizine mahsup edilecektir. Böylece kismi ödemelerde mükellefin daima vergi aslina denk düsen bir bakiye borcu kalacagindan, bu borca gecikme zammi isleyecektir. Mükellef, borcunun tamamini ödemedikçe, vergi asli da kapanmayacaktir. Bu mükellef söz konusu tarhiyat aleyhine dava açsa, dava süresince vergi aslina, bu defa gecikme faizi islemeye devam edecektir. 

            6183 sayili Kanunla kabul edilen bu ilke, borçlunun yani sira alacaklinin da haklarini korumasi, bir baska deyisle hem alacaklinin hem de borçlunun menfaatlerini dengelemesi ile adil bir yol olarak görülebilir.

            Buna karsilik borçlar hukukumuzda kural, daha kati ve alacakli lehinedir. Zira borçlar hukukumuza göre,  borçlu tarafindan yapilacak kismi ödemelerin tamami, kural olarak öncelikle vadesi gelmis faiz ve masraflara mahsup edilir (Borçlar Kanunu md. 100).  Böylece borçlunun katlanacagi faiz yükü, üzerinden faiz yürütülecek bakiye borç tutari daha fazla olacagindan, daha yüksek tutarlarda olacaktir.

            Öte yandan mükellefler, Anayasamizin 2. maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesi, 125. maddesinde yer alan ve “idarenin her türlü islem ve eylemine karsi yargi yolunun açik” oldugunu belirten hüküm ve 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetlerine istinaden, kendileri ile ilgili her türlü vergilendirme islemine karsi dava hakkina sahiptirler.

            Vergi Usul Kanunumuz 112. maddesinde ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilerde, eksik ödenmis veya hiç ödenmemis verginin normal vade tarihinden tahakkuk tarihine kadar geçen süre için, gecikme zammi oraninda gecikme faizi alinmasi öngörülmüstür. Ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilerin mükelleflerince (veya sorumlularinca) dava konusu yapilmasi halinde ise gecikme faizinin, ödeme yapilmamis kismina, verginin normal vade tarihinden yargi organi kararinin teblig tarihine kadar geçecek süre için hesaplanmasi öngörülmüstür (md. 112/3-c).

            Bu gecikme faizi idarece hesaplandiktan sonra, uygulamada 2. ihbarname veya 112 ihbarnamesi olarak anilan Vergi / Ceza ihbarnamesi ile mükellefe duyurulur. Bu ihbarname, gecikme faizi açisindan tarh islemi niteligindedir. Dolayisiyla gecikme faizinin yanlis hesaplandigi veya haksiz oldugu iddiasi ile bu islem aleyhine dava açildiginda, islemin yürütmesi, Idari Yargilama Usulü Kanununun 27. maddesi uyarinca kendiliginden durur ve artik tahakkuk veya takip islemleri olusturulamaz. Bu durumda faize faiz islemez.

            Vergi Usul Kanununun ayni maddesinde (fikra 3/son paragraf), “dava açilmasi nedeniyle tahsili duran vergi ve cezalar mükellefler tarafindan istenildigi takdirde davanin devami sirasinda da kismen veya tamamen ödenebilir” düzenlemesi de yer almistir.

            Görüldügü gibi Vergi Usul Kanununun 112. maddesinin 3. fikrasinin son bendi, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilere karsi dava hakkini kullanan mükelleflere (veya sorumlulara), dava süresince gecikme faizi islemesini durdurma amaciyla vergi aslini ödeme olanagi vermistir. Cezanin ödenmesine gerek yoktur. Çünkü cezaya zaten gecikme faizi isletilmesi söz konusu degildir.

Bu olanak, mükellefler için, davadan haksiz çikma ihtimaline göre kullanabilecekleri son derece önemli bir haktir.

Öte yandan bu hak, hazineye de yerine göre, dava bitmeden alacagina kismen de olsa kavusma olanagi vermektedir. Mükelleflerce bu hakkin kullanimi, hazinenin de lehinedir.

Ancak mükellefin davasindan hakli çikmasi halinde, para faizsiz olarak iade edilmektedir. Ödenen tutar, dava süresince hazine tarafindan faizsiz olarak kullanilmaktadir. Isin bu yani ise kuralin haksizligini ve adaletsizligini de ortaya çikarmaktadir. Bu durum ayni zamanda mükellef haklarini da, Anayasaya aykiri sekilde ihlal etmektedir.

Her ne kadar Kanunda açikça öngörülmemis olsa dahi, genel hükümler ve ilkeler uyarinca hazinenin (Kanunda bir oran olmadigindan temerrüt faizi oraninda) faiz ödemesi gerekmektedir. Vergi idaresi burada faiz ödenmemesine gerekçe olarak, yapilan ödeme tutarinin gelir kaydedilmedigini, emanet hesaplarda bekletildigini ifade etmekteyse de, yapilan ödeme tutarinin hangi hesaplara kaydedildigi meselesi mükellefin sorunu degildir. Kaldi ki, alinan tutarlar hangi hesaplara kaydedilirse kaydedilsin bir çekmecede ayri olarak bekletilen bir para olmayip, yine tasarruf edilmektedir. Bu konunun 112. maddede yapilacak bir tadille düzenlenmesi gerekmektedir.

            Ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilere karsi dava hakkini kullanan ve Vergi Usul Kanununun anilan düzenlemesi uyarinca ödemede bulunmak isteyen mükelleflere taninan, sadece vergi aslina ve/veya vergi cezasina mahsuben ödeme de bulunabilme olanagi, 6183 sayili Kanunda yer alan ve yukarida açikladigimiz “ödemede oranti ilkesi”nin bir istisnasidir.

Ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilere karsi dava hakkini kullanan ve Vergi Usul Kanununun anilan düzenlemesi uyarinca ödemede bulunmak isteyen mükelleflerin yapacaklari –oranti ilkesine istisna olusturan- bu ödemelerini, bir dilekçe ile yapmalari ve ödemelerini hangi borçlarina mahsuben yaptiklarini ve dava haklarini kullandiklarini - mahkeme ve dosya numarasi ile - dilekçelerinde belirtmeleri gerekmektedir. Zira aksi halde Idare, bu istisnai hakkin kullanilip kullanilmadigini bilemeyeceginden tahsilati, 6183 sayili Kanun uyarinca orantilayarak kabul edecektir. Öte yandan ödeme sirasinda VUK.’nun 112. maddesinde yazili haklarini kullandiklarini belirtmeyenlerin ileride bunu ileri sürmeleri de hem güç olacak hem de baskaca hukuki tartismalari da beraberinde getirecektir.