Referans’a Veda

14.10.2010 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 877 görüntülenme YAZDIR

Referans’a Veda
14 Ekim 2010, A.Bumin DOĞRUSÖZ

Bugüne kadar, önce 17 yıl Dünya gazetesinde, sonrasında da 3,5 yıldır gazeteniz Referans’taki bu köşede, şirketler hukuku ve vergi hukukunun yaşama aktarılmasından kaynaklanan sorunları irdelemeye çalıştım. Sorularınıza yanıtlar verdim, yorumlarda, önerilerde bulundum. Konulara, vergici gözlüğü ile değil, hep bir hukukçu olarak hukuk biliminin ışığında, hukuk devleti ilkesinin yaşama geçirilmesi doğrultusunda ve hep vergi adaletini gözeterek yaklaştım. 
Çünkü vergi hukuku, daima çatışan menfaatlerin dengelenmesini gözetmek durumunda olan bir hukuk dalı. Vergi ilişkisinin bir tarafı olan hazine, mükellefin cebindeki parayı almaya çalışmakta, buna karşılık mükellef de bir yolunu bulup parasını kurtarmak ve vergiyi ödememenin peşinde. Tam bir menfaat çatışması. İşte bu çatışma içerisinde menfaatleri adalet terazisinde dengelemeye çalışmak da vergi hukukunun görevi. 
Hukuk, haklının hakkını haksız olanın ezilmesine engel olarak teslim etmeyi amaçlar. Kamu daima güçlüdür, çünkü devletin egemenlik hakkının mali alandaki görünümü olan vergilendirme yetkisini kullanır ve bu yetki uyarınca daima kendisini koruyacak ve kollayacak tedbirleri alır. Çünkü yasama, kural koyma ve koyduğu kuralları yaşama geçirme ve gerektiğinde dilediği gibi değiştirme yetkisine sahiptir. O halde korunması gereken, mükelleftir ve gözetilmesi gereken mükellef haklarıdır. Ben de bu yüzden yazılarımda hep mükellef haklarını öne çıkarmaya çalıştım. 
“Vergi hukukunun vergisi var, hukuku yok” derler ya, kısaca ben işte o olmayan hukuku yaşama geçirmeye, vergi hukukunun güncel sorunlarını yazmaya çalıştım. 
Bu arada gazetem, yazılarıma bir gün bile karışmadı, ne “şunu yaz”, ne de “bunu yazma” dedi kimse. Özgürce yazdım. 
Görüşlerim bazen azınlıkta kaldı, bazen çoğunluk tarafından benimsendi, akademik dünyada, kitaplarda, makalelerde, tezlerde çokca atıflar aldı, bazen yargı kararlarına bazen de mevzuata yansıdı. Çoğunlukla da yazılarımda haklı çıktım. 
Görüşlerim izinli veya izinsiz bazen dergilere, bazı sitelere aktarıldı. İzinsiz alıntılara konu oldu. Bunları bana sizler bildirdiniz, neden izin veriyorsun dediniz. Önemli değildi. Çünkü okur zaten, şu küçücük çevrede kimin neyi ne zaman yazdığını biliyordu ve benim için önemli olan hukukun gelişmesiydi. 
Başbakanlık’tan bir uzman bir gün telefon ederek teşekkür etti, “Yazınızdaki uyarınızla bir tasarıyı bakanlığa iade ettik” diye. Görüşlerimin izlerini mevzuatta veya yargı kararlarında görmek elbette ki mutluluk verdi. 
Buna karşılık görüşlerimin tartışılması veya alınması bazen de akademik çevrelerde istenmedi. Gerekçe olarak da öğrencilere “Akademik tezlerde gazete yazısına atıf yapılmaz” denildi. Oysa farkında değildiler ki, görüş ortaya atıldıysa görmezden gelinemez ve her nerede yazılırsa yazılsın alıntısız aktarılamaz. Kesekâğıdının üzerinde okusanız bile ona atıf yapacaksınız. Bilimsel ahlak bunu gerektirir. Önemsemedim, çünkü onlar ya gazete okumayanlar ve tartışmayanlardı ya da alıntısız aktarmayı sevenlerdi. 
Yaşayan hukuk, yaşayan iktisat makalelerdedir. Makaleler dinamik, ders kitapları statiktir. 
Ben yazılarımın karşılığını okurlarımın özenle sakladığım takdir ve teşekkür e-postalarıyla, çeşitli yayınlarda yapılan atıflarla, yazılarımı kesip saklayan, hatta ciltlettiren, dava dilekçelerine ek yapan okurlarıma rastlamakla aldım. 
Şimdi gazeteniz Referans, bir diğer gazete Radikal ile birleşiyor. Benim de köşem sona eriyor. 
Referans sona eriyor, ama biz, hocam Dr. Veysi Seviğ’le birlikte yola, verginin hukuku için mücadeleye devam ediyoruz. Pazartesi ve perşembe günleri ben, salı ve cuma günleri Hocam Dr. Veysi Seviğ yazılarımızıwww.bumindogrusoz.com adresli web sayfasında yayımlamaya devam edeceğiz. Soru ve sorunlarınızı, irdelenmesini istediğiniz konuları bu adres üzerinden yine gönderebilirsiniz. Kim bilir, belki bir gün bir başka köşede buluşmak üzere, herkese teşekkürlerimle…