Transfer fiyatlandirmasinda sorunlar

17.12.2009 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1250 görüntülenme YAZDIR

Transfer fiyatlandirmasinda sorunlar
17 Aralik 2009, A.Bumin DOGRUSÖZ

6 Haziran tarihli mükerrer Resmi Gazete’de yayimlanan 5766 sayili kanunla Kurumlar Vergisi Kanunu’nun transfer fiyatlandirmasi müessesesinde bir degisiklik yapildi. 
Uzunca bir süredir yazilarimizda, içinde yabancilik unsuru barindirmayan, ülke içindeki iliskili kisiler arasindaki islemlerde bu müessesenin uygulanmamasi gerektigini, bu islemler için örtülü kazanç dagitimi benzeri bir müessesenin getirilmesi gerektigini savunuyorduk. Yapilan degisiklik, bir ölçüde, savundugumuz görüs dogrultusunda gerçeklesti. 
Ancak yapilan degisiklik, katilmak mümkün olmayan bir sekilde ifade edilerek yapildi ve bize göre amacini asti. 
Nasil mi? Açiklayalim. 
5766 sayili kanunun yasama organinda (genel kurulda) görüsülürken verilen bir önerge ile kanuna eklenen 21. maddeyleKurumlar Vergisi Kanunu’nun transfer fiyatlandirmasi müessesesini düzenleyen 13’üncü maddesine yedinci fikra olarak bir fikra eklendi ve mevcut yedinci fikranin numarasi sekiz olarak degistirildi. Kurumlarin 2008 kazançlarina da uygulanmak üzere eklenen fikra aynen söyle:
“(7) Tam mükellef kurumlar ile yabanci kurumlarin Türkiye’deki isyeri veya daimi temsilcilerinin aralarinda iliskili kisi kapsaminda gerçeklestirdikleri yurtiçindeki islemler nedeniyle kazancin örtülü olarak dagitildiginin kabulü Hazine zararinin dogmasi sartina baglidir. Hazine zararindan kasit, emsallere uygunluk ilkesine aykiri olarak tespit edilen fiyat ve bedeller nedeniyle kurum ve iliskili kisiler adina tahakkuk ettirilmesi gereken her türlü vergi toplaminin eksik veya geç tahakkuk ettirilmesidir.”
Bu fikrayi bir irdeleyelim. 
Fikraya göre Hazine zararinin dogamamasi kosulu ile:
– Bir tam mükellef kurumun diger bir tam mükellef kurumla,
– Bir tam mükellef kurumun yabanci kurumlarin Türkiye’deki isyeri veya daimi temsilcileri ile 
– Bir yabanci kurumun Türkiye’deki isyeri veya daimi temsilciliginin bir diger yabanci kurumun Türkiye’deki isyeri veya daimi temsilciligi ile
yapacagi islemlerde, islemin taraflari iliskili kisi olsa dahi, transfer fiyatlandirmasi hükümleri uygulanmayacaktir. 
Böylece transfer fiyatlandirmasi müessesesini uygulayan OECD ülkeleri içerisinde, müessesenin içerisine “Hazine zarari” kavramini yerlestiren ilk ülke olduk. 
Ancak fikrada sayilan bu kisiler arasinda yer almadigindan tam mükellef kurumlarla iliskili gerçek kisiler, dernekler ve vakiflar arasindaki islemler, Hazine zarari olmasa da transfer fiyatlandirmasi düzenlemesinin kapsaminda kalmistir. 
Fikra “Hazine zarari” kosulu ile esitligi ihlal etmistir. Matrahli (A) AS’nin ürettigi bir ürünü iliskili (B) ve (C) sirketlerine, ayni bedelle ayni gün sattigini düsünelim. Eger (B) AS’de matrahli ise satis islemi transfer fiyatlandirmasi hükümlerine tabi olmayacak, buna karsilik (C) AS istisnalar dolayisiyla matrahsiz ise satis islemi transfer fiyatlandirmasi hükümlerine tabi olacaktir. Bir mükellefin ayni islemini farkli vergisel hükümlere tabi tutmak, esitlik ilkesine aykiridir. 
Bu düzenlemede kilit kavram “Hazine zarari” kavramidir. Fikrada bu kavram, “vergi ziyai” kavramina benzetilerek “Hazine zararindan kasit, emsallere uygunluk ilkesine aykiri olarak tespit edilen fiyat ve bedeller nedeniyle kurum ve iliskili kisiler adina tahakkuk ettirilmesi gereken her türlü vergi toplaminin eksik veya geç tahakkuk ettirilmesi” seklinde tanimlanmistir. 
Tanimdaki kilit kavram, “her türlü vergi” kavramidir. Bize göre burada kastedilen vergiler, kurum kazanci üzerinden ödenen vergilerdir. Yani Kurumlar Vergisi ile kurum kazanci üzerinden yapilan stopajdir. 
Gelir üzerinden alinan bir vergi kanununun, diger vergiler (Örnegin Katma Deger Vergisi, sözlesmelerde Damga Vergisi vb) için de hüküm ifade edebilmesi veya diger vergileri kapsamina alabilmesi için kanunda açik hüküm bulunmasi gerekir. Oysa fikrada böylesi açik bir hüküm yer almadigindan genisletici yorum yapilamaz. Transfer fiyatlandirmasi müessesesi KDV’nin degil, Kurumlar Vergisi’nin oto-kontrol müessesesidir. Ancak uygulama, bu görüsümüzün aksi yönde gelismistir. Doktrindeki genel görüs de aksi yönde olusmustur. Ancak hangi yorumun hakli oldugu konusunda son sözü -dava süreleri de nazara alinirsa yillar sonra- yargi söyleyecektir. 
Öte yandan sirketlerin iliskili sirketlerle yaptiklari islemlerde transfer fiyati varsa ileride tarhiyat yapilmamasi için düzeltme/temettü kabul edilme uygulamasi hükümlerini kendiliklerinden yapabilecekleri, genel kabul gören görüstür. Burada sirketlerin, bu gibi hallerde “Hazine zararini” da kontrol ederek uygulamalarini belirleyip belirleyemeyecekleri de açik degildir. 
Burada karsimiza çikan bir baska sorun da inceleme elemaninin nasil bir rapor hazirlayacagidir. Böyle bir durumda inceleme elemaninin rapor yazarak önce transfer fiyatinin varligini tespit edip sonra karsilikli incelemelerle “Hazine zarari yoktur” seklinde tespiti ortaya koymasi tarhiyat önermemesi gerekmektedir. Tarhiyat yapilmayacaksa, emegi bosa harcanacaktir.
Maliye Bakanligi, bedelin transfer fiyatini olusturan ve temettü sayilan kismi ile örtülü sermaye kabul edilerek temettü seklinde nitelendirilen faiz üzerindeki KDV sorununu da henüz teblig bazinda çözememistir. Yoruma açik bu fikra ile isler daha da karismistir. 
“Hepimiz kardesiz” anlayisi ile düzenlenen “iliskili kavrami”nin boyutlari, zaten bu konudaki sorunlarin en büyügüdür. 
Kriz ortaminda yasama savasi veren isletmelere ticari yasantilarinda esnekligi yok ederek çelik korse giydiren bu düzenlemelerin, üç yillik uygulama tecrübesinin isiginda yeniden gözden geçirilmesinde yarar oldugu inancindayiz.

17.12.2009 | Referans Gazetesi