VERGİ SUÇ VE CEZALARI DEĞİŞİRKEN

20.05.2010 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 863 görüntülenme YAZDIR

ERGİ SUÇ VE CEZALARI DEĞİŞİRKEN
20 Mayıs 2010, A.Bumin DOĞRUSÖZ

Geçtiğimiz günlerde basında Anadolu Ajansı kaynaklı bir haber yer aldı. Muhabirin edindiği bilgiye göre hazırlanmakta olan bir Torba Kanun Tasarısı ile sahte belge düzenleyenlere yönelik cezalar ağırlaştırılıyormuş. Ancak haberin devamını okuduğunuzda, ceza miktarlarının indirildiği, ancak buna karşılık ertelenme veya paraya çevirme yollarının kapatıldığı anlaşılıyor.

Haber üzerine yorum yapmak, tasarı ortaya çıkmadan, yani metni görmeden görüş belirtmek gibi bir anlayışımız olmadığı için, bu konuya fazla girmeyeceğim. Bu nedenle bu yazımda sadece, suç ve cezalar konusunda bazı önemli noktalara dikkati çekmek istiyorum.

Vergi suç ve cezaları arasında var olan iç çelişki ortadan kaldırılmalıdır. Dikkat edilirse hürriyeti bağlayıcı suç ve cezaları düzenleyen 359. Maddenin fıkralarında sayılan suçlarda, suçun oluşumu bakımından (çift defter tutmak hariç) “vergi ziyaı” aranmamıştır. Yani suçun unsurları arasında, hazine nezdinde vergi kaybı yaratmak yoktur.  Bu düzenlemelere göre bir mükellef sahte belgeyi sahteliğini bilmeden defterlerine kaydetse, ancak daha sonra bunu fark edip beyannamesini verirken bu giderini “kanunen kabul edilmeyen giderlere” alsa ve KDV’sini indirim konusu yapmasa dahi, vergi kaybına yol açmamakla birlikte, vergi suçlusu kabul edilerek hapis cezası alabilecektir.

Buna karşılık idari para cezası uygulanırken vergi kaybının aranmasına karşılık, hürriyeti bağlayıcı ceza verilirken vergi kaybının aranmaması, Kanununun kendi içerisinde taşıdığı ve giderilmesi gereken bir iç çelişki olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu çelişkinin bir önemli sonucu da vergi yargısı ile ceza yargısının birbirinden kopuk olarak yargılama yapması ve hüküm kurmasıdır. Dolayısıyla vergi yargısının tarhiyatı iptal etmesine rağmen ceza yargısının mahkumiyet oluşturduğu veya tam tersinin gerçekleştiği haller giderek çoğalmaktadır.

Vergi hukukunun hürriyeti bağlayıcı cezaları, ceza adaletini zedeleyici ve dengesiz boyutlara ulaşmış durumdadır. Vergi Usul Kanununda yanıltıcı belge kullanan defter ve belge ibraz etmeyene verilecek ceza, fiil vergi ziyaına yol açmasa dahi iki yıldan başlarken Ceza Kanununda, bir kimseyi vücut ve cinsel dokunulmazlığı aleyhine bir saldırı gerçekleştirmekle tehdit fiiline verilen ceza altı aydan, bir kişinin hürriyetini tahdit etme fiiline verilecek ceza bir yıldan, cebir ve tehdit kullanarak devletin okullarında eğitim faaliyetine engel olma fiiline verilecek ceza bir yıldan, bir kimsenin dinini cebir veya tehditle değiştirmeye zorlama fiiline verilecek ceza bir yıldan, bir kimsenin konut dokunulmazlığı fiiline verilecek ceza altı aydan, kamu kurumları arasındaki haberleşmeyi engelleme fiiline verilecek ceza bir yıldan, kişilerin hayatını veya malvarlığını tehlikeye sokacak şekilde yangın çıkartmak, heyelana yol açmak, bina çökertmek fiiline verilecek ceza altı aydan, özel hayatın gizliliğini ihlal etme fiiline verilecek ceza altı aydan başlamaktadır.

Vergi Usul Kanununda sahte belge kullanan veya  defter yapraklarının bir sayfasını yok edene verilecek ceza fiil vergi ziyaına yol açmasa dahi üç yıldan başlarken, Ceza Kanununda taksirle bir kişiyi öldürene verilecek ceza iki yıldan, içme suyuna zehir katarak kişilerin hayatını tehlikeye düşürme fiiline verilecek ceza iki yıldan, sahte Türk lirası veya döviz basan yahut piyasaya sürene verilecek ceza  iki yıldan, Cumhurbaşkanı veya TBMM Başkanlığı yahut Başbakanlık tarafından kullanılan mühürleri sahte olarak yapmak veya kullanmak fiiline verilecek ceza iki yıldan başlamaktadır.

Bu nedenle cezaları artırmak değil, dengelemek gerekmektedir.

Vergi ceza hukuku, bu gün, içinden çıkılması güç sorun ve adaletsizliklerle boğuşmakta ve neticede binlerce kişinin bazen haksız bazen gereksiz yere ceza mahkemelerinde yargılanmasına sebebiyet vermektedir. Vergi suç ve cezaları yeniden düzenlenecekse de eskiye bir sünger çekmek yararlı olacaktır.

20/5/2010 Refrans Gazetesi