Kâr paylarının beyanı ve istisna

15.03.2010 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 832 görüntülenme YAZDIR

Kâr paylarının beyanı ve istisna
15 Mart 2010, A.Bumin DOĞRUSÖZ

Mart ayı yıllık gelir vergisi beyan dönemi. 2009 yılında elde edilen gelirlere ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi süresi 25 Mart Perşembe akşamı doluyor. Bu nedenle biz de bu yazımızda, yine beyanı gereken gelirlerle ilgili bir konuyu, tam mükellef gerçek kişilerin sermaye şirketlerinden, bir başka deyişle anonim ve limitet şirketlerden elde ettikleri kâr paylarının vergilendirilmesini ve bu konudaki istisnayı, biraz da gelen soruların etkisi ile tekrar irdeleyelim istedik. 
Vergilendirme ve istisna uygulamasında en önemli konu, 2009 yılında şirketçe dağıtılan kârın hangi yıla ait kazançlardan olduğu noktasında düğümlenmektedir.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 22/2. maddesine göre, tam mükellef kurumlardan elde edilen ve 75/2. maddesinin 1 – 3. bentlerinde yer alan kâr paylarının yarısı gelir vergisinden istisna edilmiştir. Bu düzenlemelere göre yarısı vergiden istisna olan kâr payları anonim şirketlerde, hisse senedi veya ilmuhaber sahiplerine, menkul kıymete bağlanmamış çıplak pay sahiplerine, kurucu senetlerine veya intifa senetlerine, yönetim kurulu başkan ve üyelerine ödenen kâr paylarıdır.
Limitet şirketlerde istisnadan yararlanacak kâr payları ise ortaklara ödenen kâr payları ile organ sıfatını haiz müdürlere ödenen kâr paylarıdır. 
Söz konusu istisnaya tabi kâr payları, -kural olarak – Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/1-6. maddesine göre dağıtımda gelir vergisi stopajına tabidir. Bu nedenle istisnadan yararlanabilecek bu kâr payları, stopaja tabi tutulmuş şekilde elde edilecek kâr payları olacaktır. 
Stopaja tabi tutularak elde edilen gelirlerin beyannameye aktarılmasında kural, bu gelirlerin brüt olarak nazara alınmasıdır. Net gelir üzerinden vergilendirme yapılmaz. Bu nedenle kâr payı elde edenlerin, istisna olan yarı tutarı hesaplamadan önce elde ettikleri kâr paylarını brütleştirmeleri, sonra yarısını alarak istisna ve vergiye tabi tutarı hesaplamaları gerekmektedir. 
Söz konusu kâr paylarının vergiye tabi olan yarısının, Gelir Vergisi Kanunu’nun 86. maddesinde yazılı beyan sınırını aşması halinde, bu vergiye tabi olan kısmın tamamının yıllık beyanname ile beyan olunması gerekmektedir. Bu sınır 2009 yılında elde edilecek gelirler için 220.000 TL’dir. Beyan edilen kâr payları üzerinden hesaplanan yıllık vergiden ise, stopajın yarısı değil, tamamı mahsup edilecektir. 
Kâr payının yıllık beyanname konusu olup olmayacağı, ancak bu hesaplama ile mümkündür. Zira beyan sınırının hesabında istisna kısım, nazara alınmaz. 
Yukarıdaki açıklamalarımız, kurumların 2003 ve izleyen yıllara ait kârlarını dağıtmaları durumunda geçerlidir. Çünkü Gelir Vergisi Kanunu’nun 22. maddesinde yer alan istisna düzenlemesi, dağıtılan kârın;
– 2002 veya önceki yıllarda elde edilen istisna kazançlardan olmaması,
– Kanunun geçici 61. maddesinde kapsamında stopaja tabi yatırım indirimi istisnasından kaynaklanmaması şartlarıyla uygulanmaktadır. 
Dağıtılan kârın, 2002 ve öncesi istisna kazançlardan olması veya kanunun geçici 61. maddesi kapsamında stopaja tabi yatırım indirimi istisnasından kaynaklanması durumunda, aktardığımız istisna uygulanmamaktadır. Zira bu kaynaklardan sağlanan kazancın dağıtımı dolayısıyla elde edilen kâr paylarının beyan kuralları, Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 62. maddesinde farklı olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, söz konusu kaynaklardan dağıtılan ve elde edilen kâr paylarının net tutarının 1/9 fazlasının yarısı vergiden istisna edilecektir. Dolayısıyla elde edilen kâr payının 22.000 liralık beyan sınırını geçip geçmediği, bu şekilde belirlenebilecektir. Sınırın aşılması dolayısıyla yıllık beyannamede bu kapsamda bir kâr payı gelirinin yer alması halinde, bu gelire tekabül eden yıllık vergiden, beyan olunan kâr payı tutarının beşte biri indirilecek, kalan vergi ödenecektir. 
Kurumların 1998 ve öncesine ait kârlarını dağıtmaları halinde ise tam mükellef gerçek kişilerce elde edilen kâr payları yıllık beyannameye dahil edilmeyecektir. Bu kısma tekâbül eden kar payının tamamı, gelir vergisinin konusu dışındadır. 
Kurumların 1998 sonrasına, ancak 2003 öncesine ait istisna dışı kazançlarından yapacakları kâr dağıtımlarında uygulama ise 2003 sonrası dönemlerle ilgili açıklamalarımız doğrultusunda olacaktır. 
Bu belirlemelerin kâr payı elde edenlerce yapılması olanağı, özellikle halka açık anonim şirket ortakları için pek kolay değildir. Kâr dağıtımı yapan şirketlerin, her şeyden önce dağıttıkları kâr paylarının kaynaklarını belirlemeleri, kâr dağıtımı kararının alındığı genel kurul kararında belirtmeleri ve açıklamaları zorunludur.

15.03.2010 | Referans Gazetesi