KİRA SÜRESİNİN UZAMASI VE DAMGA VERGİSİ

10.11.2015 Dr. Bumin DOĞRUSÖZ - 961 görüntülenme YAZDIR

 

KİRA SÜRESİNİN UZAMASI VE DAMGA VERGİSİ

(10.11.2015 tarihli DÜNYA Gazetesinde yayımlanmıştır)

 

Konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmeleri genellikle belirli bir süre için yapılırlar. Sözleşmelere de genellikle, süre bitiminden belli süre önce tarafların fesih bildiriminde bulunmadıkça sözleşmenin süresinin uzayacağına ilişkin hükümler konulmaktadır. Zaten Borçlar Kanunumuzun 347/1 maddesine göre de “konut ve çatılı iş yeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır”.

Buradaki onbeş günlük süre emredici niteliktedir, sözleşmenin taraflarınca kısaltılamaz ve uzatılamaz. Buradaki fesih bildiriminin yazılı şekilde yapılması gerekmektedir. Borçlar Kanununun 348. maddesi burada yazılı şekli bir geçerlilik şartı olarak kabul etmiştir.

            Öte yandan iş yeri kira sözleşmeleri damga vergisine tabidir. Damga vergisi ödenmiş belirli süreli bir kira sözleşmesinin, kiracının pasif davranması, bir başka deyişle fesih bildiriminde bulunmaması durumunda süresinin uzaması halinde, ilave bir yıllık süreli yeni bir durumun ve kira ilişkisinin meydana geldiğinden bahisle tekrar damga vergisinin doğup doğmayacağı bir süredir tereddüt konusudur. Bu hukuksal işlemin de

            Nitekim uygulamada, “fesih veya yenilememe ihbarı bulunmaması sebebiyle izleyen yılda sözleşme süresinin kendiliğinden uzadığı, bu durum vergiyi doğuran olay açısından değerlendirildiğinde, damga vergisine konu yeni bir kağıdın, daha doğrusu kağıdın ihtiva ettiği hukuksal işlemin ortaya çıktığı, bu hukuksal işlemin de hükümlerinden yararlanılmaya devam olunan her hangi bir durumu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan kağıt niteliğinde olduğundan damga vergisine tabi tutulması gerektiği sonucuna varıldığı” şeklinde özetlediğimiz gerekçeye dayanan inceleme raporlarına, hatta yerel mahkeme kararlarına da rastlamaktayız.

Oysa Damga vergisinin doğabilmesi için öncelikle kanunda belirlenmiş bir kağıt, elektronik ortamda düzenlenmiş bir belge ya da veri olması, bu kağıt, belge ya da verinin imzalanmış olması ya da imza yerine geçecek bir işaret konmuş olması gerekmektedir. Burada kira sözleşmesi, tarafların pasif tutumundan kaynaklanmakta, imzalanan veya imza yerine geçen bir işaret konulan –süre uzatımını sağlayan- her hangi bir kağıt da söz konusu olmamaktadır.

 

Damga Vergisi Kanununda, vergiye tabi kâğıtların hükümlerinin yenilenmesi durumunda ise, sadece bu kâğıtların yenilenmesine ilişkin mektup şerhlerin damga vergisine tabi olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak Kanunda mektup ve/veya şerhin yasal tanımı yapılmamıştır. Şerh bir anlatım veya yorumlama, bir şeyi açıklamak amacıyla bir kâğıda yazılmış olan ifade şeklinde değerlendirilebilir. Şerh, yazılı olan, önceden düzenlenmiş bir kâğıdın, herhangi bir yerine veya boşluğuna konulabilir, hatta arkasına da yazılabilir. Kâğıdın,  hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına ilişkin olarak konulan şerhler, damga vergisi açısından vergiyi doğuran olayı oluşturur. Oysa burada süreyi uzatan bir yazışma veya mektup yahut şerh de yoktur.

 

Bu nedenle, kiracının usulünce gönderilmiş fesih beyanının yokluğu sebebiyle süresi kendiliğinden uzayan çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde, süre uzatımının damga vergisi açısından vergiyi doğuran olay olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Kaldı ki aynı sözleşmeyi, süre uzadı diyerekten, yeni bir sözleşme yapılmamasına veya bu konuda bir kâğıt düzenlenmemesine rağmen her yıl yeniden vergilendirmek de bir başka haksızlığı oluşturmaktadır.

 

Nitekim Danıştay 9. Dairesi E. 2013/451 K. 2014/7252 sayılı ve 7.11.2014 tarihli KararındaOlayda, davacı şirketin imzalamış olduğu alan tahsis sözleşmelerinde yer alan "yeni dönem için yenilememe ihbarında bulunulmadığı takdirde tahsis süresi, tahsis bedeli hariç olmak üzere aynı hüküm ve koşullarla (bir) yıl daha uzayacaktır" şeklindeki maddenin, mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar karşısında damga vergisine konu kâğıdın hükümlerinin yenilenmesine ilişkin kâğıda konulmuş bir şerh olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle, sözleşmede bulunan bu hüküm gereğince süresi kendiliğinden uzayan sözleşmenin 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun aradığı anlamda damga vergisine tabi bir sözleşme olarak kabul edilemeyeceği, aksi düşüncenin, verginin kanuniliği ilkesine aykırı olarak kanunda yazılı olmayan bir durumun yorum yoluyla genişletilerek vergi alınmasına yol açaca”ğına karar vermiş ve bu gerekçeyle tarhiyatı onayan yerel mahkeme kararını bozmuştur.