KURUMLARIN YURT DIŞI ZARARLARININ MAHSUBU

05.04.2016 Dr. Veysi SEVİĞ- 889 görüntülenme YAZDIR

Kurumların yurt dışı zararlarının mahsubu

Dr. Veysi Seviğ

İTO HABER GAZETESİ /4.4.2016

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 9/ı-b maddesi uyarınca Türkiye’de kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili olanlar hariç olmak üzere, beş yıldan fazla nakledilmemek koşuluyla yurt dışı faaliyetlerden doğan zararların Türkiye’de beyan edilecek olan kurum kazancından mahsubu (indirim konusu yapılması) belirli esaslara bağlanmıştır.

İlke olarak; kurumların yurtdışı faaliyetlerinden doğan zararların mahsup edilebilmesi için söz konusu zararların Türkiye’de kurumlar vergisinden istisna edilmiş kazançla ilgili olmaması ve beş yıldan fazla nakledilmemesi gerekmektedir.

Bilindiği üzere Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/ı-h maddesi gereği olarak yurtdışı inşaat ve onarım işlerinden elde edilen kazançlar kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. Ancak yurt dışı inşaat ve onarım işinin zararla sonuçlanması halinde söz konusu yurt dışı zararının Türkiye’de verilen “Kurumlar Vergisi Beyannamesi”nde kurum kazancından mahsup edilmesi (indirilmesi) mümkün değildir.

Kurumların yurt dışı faaliyetlerinden doğan zararların Türkiye’de beyan ettikleri kazançlardan mahsup edebilmeleri için, faaliyette bulundukları ülkenin vergi kanunlarına göre beyan ettikleri vergi matrahlarını (zarar dahil) her yıl ilgili ülke mevzuatına göre denetim yetkisine haiz kuruluşlara incelettirip rapora bağlatmaları ve bu raporun aslı ile birlikte tercüme edilmiş bir örneğini Türkiye’deki ilgili vergi dairesine vermeleri zorunludur. Bu bağlamda da denetim kuruluşlarınca hazırlanacak rapor ekinde yer alacak vergi beyanlarının bilanço ve gelir tablosunun yabancı ülkelerdeki yetkili makamlara onaylatılmış olması gerekmektedir.

Ancak; faaliyette bulunulan yabancı ülkede denetim yetkisine sahip bir denetim kuruluşunun bulunmaması halinde, her yıla ait vergi beyannamesi ve eki bilanço ile gelir tablosunun, yabancı ülkenin yetkili makamlarından alınacak veya onaylatılacak birer örneğinin mahallindeki Türk elçilik veya konsoloslukları, yoksa orada Türk menfaatlerini koruyan ülkenin aynı mahiyetteki temsilcilerine onaylatılarak, aslının ve tercüme edilmiş örneğinin ilgili vergi dairesine verilmesi öngörülmüştür.

Kurumların yurt dışındaki faaliyetlerinden doğan zararlarını, Türkiye’de beyan ettikleri kazançlarından indirim konusu yapabilmeleri için yurt dışı faaliyet sonuçlarını, her yıl yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde tevsik etmeleri (kanıtlamaları) zorunludur. Bir başka açıdan, kurumların yurt dışı zararlarını Türkiye’de mahsup edebilmeleri için kanun maddesinde tanımlanan esaslara göre hazırlanmış olan son beş yıla ilişkin raporların ilgili vergi dairesine sunulmuş olması koşuluyla mümkün olabilmektedir.

Ancak; mükelleflerin söz konusu raporları ilgili vergi dairesine ibraz etmemiş olmamaları halinde ise bu dönemlere ilişkin raporların zararın mahsup edilebileceği ilgili dönemde ibraz edilmesi de yeterli olmaktadır. (Bakınız Kurumlar Vergisi (I)seri No’lu Genel Tebliğ’in 9.3.2 bölümünün son paragrafı)

Faaliyetle bulunulan yabancı ülkede doğan vergi matrahını, son beş yıllık dönemin herhangi bir yılı için yukarıda belirtilen ilkelere göre tevsik etmeyen (kanıtlayamayan) mükelleflerin yurt dışı zararlarının, Türkiye’de beyan edilen kazançtan daha sonra mahsubu söz konusu olamamaktadır.

Diğer yandan Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 9’ncu maddesi uyarınca, Türkiye’de mahsup edilen yurt dışı zararının, yabancı ülkede elde edilen kazançlardan mahsup edilmesi veya gider olarak yazılması halinde, Türkiye’deki beyannameye dahil edilecek yurt dışı kazanç, mahsup yapılamadan veya gider olarak yazılmadan önceki tutar olacaktır. Çünkü, yurt dışı zarar oluştuğu dönemde Türkiye’de söz konusu miktar mahsup edilmiştir. Dolayısıyla Türkiye’deki beyannameye dahil edilecek yurt dışı kazancın, indirim ve mahsuptan sonraki tutar olarak dikkate alınması mükerrer zarar mahsubu anlamına gelmektedir.

Faaliyette bulunulan yabancı ülkenin mevzuatına göre hesap döneminin kapatıldığı, tarih itibariyle, ilgili ülke mevzuatına göre tespit edilen faaliyet sonucu, Türkiye’de aynı tarih itibariyle genel netice hesaplarına kaydedilecektir. Bu kayıt şartı mükellefin iradesi dışındaki nedenlerle zamanında yerine getirilmemişse, kurum faaliyet sonucu ile ilgili kazancını tasarruf edebildiği yılda genel netice hesaplarına intikal ettirecektir. Bu durumda “tasarruf kriteri” faaliyette bulunulan yabancı ülkede, faaliyet sonuçlarının o ülke mevzuatına göre hesaplanıp, genel netice hesaplarına intikal ettirilmesi zorunluluğu ve imkanı çerçevesinde değerlendirilecektir.