İFLAS ERTELEMESİ İLE İLGİLİ YENİ DÜZENLEME

19.07.2016 Dr. Veysi SEVİĞ- 942 görüntülenme YAZDIR

İflas ertelemesi ile ilgili yeni düzenleme

Dr. Veysi Seviğ

 İTO  Haber 18 Temmuz 2016 Pazartesi

“Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” ile İcra İflas Kanunu’nun “İflas Yolu İle Takip”e ilişkin hükümlerinde değişiklik yapılması öngörülmüş, söz konusu düzenlemelerde 179/c maddesi ile “Kanun Yolları” belirlenmiş bulunmaktadır. Buna göre “iflas erteleme talebi üzerine mahkemece verilen nihai karara karşı borçlu şirket veya kooperatif ya da erteleme talep eden alacaklı tarafından kararın tebliğinden; diğer ilgililer tarafından ise kararın ilamından itibaren 10 gün içinde istinaf yoluyla” başvurulabilecektir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı da aynı esaslar dahilinde 10 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilecektir. Öngörülen düzenleme ile bölge adliye mahkemesince iflasın erteleme kararının kaldırılması veya bölge adliye mahkemesi tarafından verilen iflasın ertelenmesi kararının Yargıtay tarafından bozulması halinde, borçlunun mal varlığı üzerindeki tedbirler devam edecektir. Bu aşamada da durumun seyrine göre mahkemece bu tedbirlerin değiştirilmesi veya kaldırılması mümkün olabilecektir.

Bilindiği üzere mevcut düzenleme gereği Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesi uyarınca “Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri” sunar.

Son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebi ile karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhal toplantıya çağrılan genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.

Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa yönetim kurulu aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması halinde yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketten iflasını ister.

Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesinde tek bir bilançodan söz edilmiş ise de bu aşamada iki farklı bilançonun düzenlenmesi söz konusudur.

Öncelikle borca batıklığın ve dolayısıyla doğrudan iflas halinin belirlenmesinde esas alınacak bilanço “aktiflerin (mevcut varlıkların) muhtemel satış fiyatları” üzerinden düzenlenen ara bilanço olacaktır. Çünkü borca batık durumda olan her borçlunun iflas istenmesi zorunlu ise de iflasın ertelenmesini istemesi ekonomik ve kanuni bir zorunluluk değildir.

Muhasebe tekniğine göre varlıklarla birlikte alacakları da aktif kalemler arasında yer alsa da İcra-İflas Kanunu’nun 179’uncu maddesi kapsamında düzenlenen borca batıklık bilançolarında bütün alacakların muhtemel satış değerlerinin tespitine gerek bulunmamaktadır. Borca batıklık gerçekte borçların neredeyse tamamının muaccel (hemen ödenmesi gereken) olduğunu ve bunların vadeye dayalı bir iskontaya tabi tutulmasını gereksiz kılmaktadır. Diğer yandan şüpheli ve değersiz alacaklar bakımından tahsilat imkanları da dikkate alınmak suretiyle gerçekçi tahminlere dayalı bir değerleme yapılması zorunludur. Özellikle bir kısım borçların uzun vadeli olması, zaten nakit akışı ve ödemeler dengesi bakımından çoğu zaman olumlu karşılanmakta ve iyileştirme projelerinde yer almaktadır.

Mevcut düzenlemede “borçların aktiften fazla olması” kavramı özellikle bazı muhasebe kalemlerinin aslında parasal bir değer ifade etmediği ve hatta negatif karakterli olduğu halde bilançoda “aktif” olarak gösterildiği bu kalemlerin, iflasın ertelenmesi başvurularında ve mahkeme aşamalarındaki incelemelerde yarattığı sorunlar ve ortaya çıkan farklı uygulamalar dikkate alınarak terkedilmekte, bunun yerine hukuki ve işlemsel bir kavram olarak “borca batıklık” kavramı tercih edilmektedir.

İflas erteleme başvurusu ve ertelemenin şartlarına ilişkin hükümler gerek bu kurumun zaman içinde gösterdiği gelişme gerekse ekonominin gerekleri ve işletme dinamikleri düşünülerek ayrıntılı olarak yeniden düzenlenmektedir. Yapılan düzenlemeler çerçevesinde “iflas erteleme” istemlerinin daha verimli sonuçlara yönelik olması beklenmektedir.